| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

sex nedir

Cinsellik hayatıyla ilgi bilgiler.

8 "gebelik" etiketi kullanan gönderi "gebelik" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

DOĞUM İNDÜKSİYONU

DOĞUM İNDÜKSİYONU

Doğum olayı doğal bir süreçtir. Ancak bazen doğumun erken olması, geç olmasına göre daha çok tercih edilir. Bu yüzden indüksiyon gibi yardımcı yöntemlere ihtiyaç vardır. Tahminen her beş doğumdan birinde indüksiyon gerekir.

Neden İndüksiyon Gerekir?
Sizin ve bebeğinizin sağlığı açısından pek çok neden vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz;
·         Beklenen doğum tarihinizden bir veya iki hafta geçti ve halen doğumunuz başlamadıysa
·         Suyunuz geldi ancak rahim kasılmalarınız yoksa
·         Rahimde enfeksiyon varsa
·         Bebeğinizin gelişimi durduysa
·         Rahim içinde yeterince sıvı yoksa
·         Plasenta yani eş, rahim duvarından ayrılmaya başlıyorsa
·         Yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi sizin veya bebeğinizin sağlığını tehdit edecek bir hastalığınız varsa indüksiyon gerekli olabilir.
Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. O da, daha önce sezaryen doğum yapıldıysa indüksiyonun riskli olacağıdır. Çünkü, rahmin kesildiği yerden yırtılması mümkündür. Bu nadir ancak ciddi bir durumdur. Hayatı tehdit eden kanama, enfeksiyon
ve bebekte beyne zarar veren durum gelişebilir.

Doğumu Beklemek Gerekir mİ?
Hesaplanan doğum tarihinizden iki haftaya kadar beklemek en uygun yaklaşım olacaktır. Aslında rahim ağzı doğal olarak kendini doğuma hazırlar. Ancak halen bir hareket yoksa indüksiyon yapmak en iyi çözüm olacaktır.
İki haftadan daha fazla beklemek bazı nedenlerden dolayı riskli olabilir. Normal doğum sıkıntı yaratabilir. Bebeğiniz doğum sırasında dışkısını yutabilir ki bu da akciğer hastalığına neden olacaktır.
Unutmayın, eğer indüksiyon gerekiyorsa telaşlanmanıza gerekecek bir durum yoktur. Bebeğiniz için en iyisi olacaktır.

İndüksiyonu İsteyebilir Miyim?
Bu durumu öncelikle doktorunuzla görüşmeniz gereklidir. Bebeğinizin gelişimi tamamlandı ve akciğerleri yeterli olgunluğa eriştiyse düşünülebilir. Ancak gereksiz uygulamaların gereksiz riskleri de beraber getireceğini unutmayın. Doktorunuza güvenin ve en iyi kararın verileceğinden emin olun.

Doğumumu Kendim Başlatabilir Miyim?
Muhtemelen hayır. Meme başının uyarılması, kasılmalara neden olan oksitosin hormonunu salgılatır. Ancak buna, rahim ağzının hazır olması gereklidir. Doğum başlamadan meme uyarısı pek bir işe yaramaz. Hatta tehlikeli bile olabilir. Bebeğe zarar verebilecek kasılmalara neden olabilir.
Cinsel ilişki veya bazı gıdaları tüketmek gibi davranışların etkinliği kanıtlanmamıştır. Suyunuz gelmediği sürece, cinsel ilişkiye girmenin bir zararı yoktur.

İndüksiyon Gerekiyorsa Nasıl Hazırlanmalıdır?
Bu konuda doktorunuz yardımcı olacaktır. Bazen, bir gün önce kullanmanız gereken ilaç verilebilir. Bu, ağızdan tablet şeklinde veya vajinadan yerleştirilen fitil şeklinde de olabilir. Doktorunuz size hastaneye gelme zamanını söyleyecektir.  Ayrıca gelmeden önce ne kadar süre aç ve susuz kalmanız gerektiğini de öğrenin.


İndüksiyon Sırasında Neler Yapılır?
Eğer halen suyunuz gelmediyse doktorunuz, kesenizde küçük bir delik oluşturarak bunu başlatacaktır. Bu sırada ılık bir sıvının boşaldığını hissedebilirsiniz. Suyunuzun boşalması ile kasılmaları başlatacak olan prostaglandin hormonu da artacaktır. Ayrıca suyun rengine bakarak bir takım bilgiler de elde edilecektir. Bebeğinizin dışkısına rastlanırsa daha yakın takip gerekecektir. Kasılmaların başlaması için ilaç verilecektir. Genelde oksitosin hormonunun sentetik formu kullanılır. Kolunuzdan damar içine verilir. Dozu, sizin kasılmalarınıza göre ayarlanır.

Ne Kadar Sürer?
Bu, sizin tedaviye vereceğiniz yanıta bağlıdır. Birkaç saat olduğu gibi birkaç gün de olabilir. Genelde ilk gebeliklerde daha uzun sürer.

Ağrı Hissedilir Mi?
Aslında çok acı veren bir olay değildir. Ancak normal doğum sancılarına göre daha sık ve düzenli geldiği için ağrıyı kontrol etmede, gevşeme ve nefes alma teknikleri önem kazanır.

Bebeğinizi Nasıl Etkiler?
Bebeğinizin kalp atışları sürekli takip edilecektir. İndüksiyon için kullanılan ilaçlar güçlü kasılmalara neden olur. Eğer kasılmalar çok sık ve uzun olursa ilaç dozu azaltılacaktır.

İndüksiyon, Doğumu Başlatmazsa Ne Olur?
Durumunuza göre değişir. Bazen ara verilip, birkaç gün sonra tekrar denenebilir. Ancak suyunuz boşaltıldıysa genelde geriye dönüş yoktur artık. Sizin ve bebeğinizin sağlığı için sezaryen doğum yapmak gerekli olacaktır.

İyileşme Ve Diğer Gebelikler Nasıl Olacaktır?
İndüksiyonla doğum yaptıysanız iyileşme döneminde özel bakım yapılacaktır. Eğer normal yoldan doğum yaptıysanız diğer gebelikleriniz için bir sorun yoktur. Ancak sezaryen doğum yapmanız gerektiyse doktorunuzla normal doğum veya sezaryen doğum açısından konuşmanız gerekecektir.

ÇOĞUL GEBELİK TAKİBİ , DOĞUM VE SONRASI

  Yazdır E-posta

ImageÇoğul gebelikler bütün gebeliklerin yaklaşık %3'ünü oluşturur. Bunların çoğunlukları çift yumurta ikizi yaklaşık 1/250'si tek yumurta ikizidir. Bu oranlar ırklara etnik kökene göre değişebilmektedirler. Ailesinde özellikle annenin ikiz gebeliği olanlarda 35-40 yaş arasında gebeliklerde 2'den fazla doğumu  olanlarda, uzun boylu ve iyi beslenmeyenlerde, folik asit kullananlarda inferlitite tedavisi görenlerde daha sık görüldüğü çalışmalarla saptanmıştır. Tek bebeklere göre kız olma oranı çoğul gebelikte artmaktadır. Ultrasonografik olarak tek yumurta veya çift yumurta olduğu belirlemek zordur. Farklı cinsiyetteki ikizler hemen her zaman çift yumurtadır.

Genellikle tekiz gebeliğe göre annedeki değişiklikler daha fazladır. Sıklıkla bulantı ve kusma daha fazladır. Kandaki hücre sayıları ve hemoglobin düzeyleri daha düşük bulunur. Buna "fizyolojik kansızlık" denir. Demir ve vitamin ihtiyacı daha fazladır. Doğumdaki kan kaybı da daha fazla olmaktadır. Karın daha erken ve daha büyük hacmine ulaşacağından fiziksel rahatsızlık daha fazladır. Akciğerlerde baskı daha fazla olacağı için özellikle son üç ay bu gebeler için son derece zor geçer. Gebelik stresi ve anneye ait komplikasyon riski her zaman için daha fazladır. Düşük oranları daha yüksektir. Malformasyon riski daha fazladır. (%2 majör, %4 minör) Düşük kilolu doğum ve erken doğum karakteristikdir. Bebeklerin birinin diğerlerinden daha fazla kan olarak belirgin kilo ve gelişme farkıyla doğabileceği bilinmektedir. İkiden fazla olan bebeklerin 12 haftadan önce redüksiyon denilen işleme ikiz gebeliğe dönüştürülmesi önerilir.

Normalde 40 hafta süren gebelik süresi çoğul gebelikler için 38 hafta olarak kabul edilir. 38.haftadan sonra çoğul gebeliklerde kilo kaybı başlayabilir. Gebelik devam ederken bazen çoğul gebeliklerden biri veya daha fazlası anne karnında ölebilir. Böyle bir durum erken dönemde anne için önemli bir risk oluşturmazken daha ileriki aylarda annede pıhtılaşma bozukluğuna yol açabilir. Beslenme  günlük ihtiyacı vitamin, folik asit ihtiyacı gebelik sırasında artmıştır. Hipertansiyon görülme sıklığı % 15'e yükselir. Doppler ultrason, fetal monitör gibi testlerle gebelik daha yakın takip edilir. Erken doğumu engellemek için yatak istirahati önerilir. Akciğer geilişimi için kortizon tedavisi önerilir. Bebeklerin geliş pozisyonuna göre vajinal veya sezaryen doğumu hekim karar verecektir.

Çoğul gebelikler riskli gebelikler olduğu için mutlaka uzman bir hekim tarafından takip edilerek  yenidoğan yoğun bakım ünitesi bulunan bir hastanede doğum gerçekleştirilmelidir.  

 

AMNİYOSENTEZ

  Yazdır E-posta
Doğum öncesi yapılan testlerden bir tanesi olan amniyosentez, bebeğinizin sağlığı ile ilgili önemli bilgiler sağlar. Fakat bunun gibi zor testleri yaptırmaya karar vermeden önce ciddi olarak düşünmek gereklidir. Eğer amniyosentez yapılmasına karar verildiyse bilmeniz gerekenleri burada anlatacağız.

Amniyosentez Nedir?
Gebelik sırasında yapılan ve bebeğinizin genetik sorunlarını veya bebeğinizin akciğer gelişimini tespit etmeye yarayan bir testtir. Doktorunuz ince bir iğne ile rahminize girerek, bebeğinizin çevresini saran ve koruyan amniyon sıvısından örnek alır. Bu sıvıda bebeğinize ait hücreler ve onun ürettiği değişik kimyasal maddeler bulunur. Bu hücrelerin genetik yapısı ve kromozomları ile amniyon sıvısının kimyasal yapısı incelenerek başta Down sendromu olmak üzere pek çok anomali tespit edilebilir. Ayrıca bebeğinizin akciğerlerinin, doğması için yeterli gelişmeyi sağlayıp sağlamadığı da anlaşılacaktır.

Amniyosentez Kimlere Yapılması Gerekir?
Genetik amniyosentez özellikle 35 yaş üzeri gebelerde ve bebeğinde kromozom anomalisi açısından riski yüksek olan gebelerde önerilir. Diğer durumları ise şöyle sıralayabiliriz;
  • Daha önceki gebeliğinde bebeğinde kromozomal anomali veya nöral tüp defekti olması
  • Gebelik sırasında yapılan testlerde anormal sonuç görülmesi
  • Ailede santral sinir sistemi bozukluğu, Down sendromu veya diğer genetik bozukluklardan birinin olması
  • Bebeğinizin akciğerlerinin doğum için gelişimini tamamlayıp tamamlamadığını anlamak için yapılan olgunluk amniyosentezi ise, anne açısından erken doğumun gerekli olduğu durumlarda yapılır.

Amniyosentez Ne Zaman Yapılır?
Genetik amniyosentez genelde gebeliğin 15. haftasından sonra yapılır. Bu dönemde bebeğin zarları artık iyice gelişmiştir ve güvenli bir şekilde amniyotik sıvıdan örnek alınabilir. Olgunluk amniyosentezi ise daha çok gebeliğin 36. haftasından sonra yapılır.

Amniyosentez Sırasında Neler Yapılır?
Amniyosentez, muayenehane şartlarında yapılabilen bir işlemdir. Doktorunuz, bebeğinizin rahimdeki yerini tam olarak tespit etmek için ultrasound kullanacaktır. Karnınız antiseptik bir madde ile temizlendikten sonra ultrasound eşliğinde ince bir iğne rahminize doğru ilerletilecektir. Enjektör ile yaklaşık 2-4 çay kaşığı kadar amniyon sıvısı çekildikten sonra iğne geri çekilecektir. Bebeğiniz bu alınan miktarı kısa sürede yerine koyacaktır.
İğnenin cildinizden girişini hissedeceksinizdir. Çoğu kadın, iğne rahme gidene kadar hafif kramp da hisseder.

Test Sonucu Ne zaman Belli Olur?
Amniyon sıvısının tetkiki laboratuarda yapılır. Genetik analiz için bazı sonuçlar birkaç gün içinde belli olur.  Ancak genelde yapılan testlerin sonucu yaklaşık iki hafta sürer. Olgunluk amniyosentezinin sonucu ise birkaç saatte çıkar.
Amniyosentez İle Neler Ortaya Çıkarılabilir?
Genetik amniyosentez ile Down sendromu gibi kromozomal anomalileri ve bazı genetik sorunları tespit edebiliriz. Orak hücre anemisi, hemofili ve kistik fibrozis gibi hastalıkların da teşhisi konabilir. Daha az sıklıkta rahim iltihabı ve Rh uyuşmazlıkları için de amniyosentez yapılabilir.
Bebeğinizin akciğerlerinden üretilen maddelere bakılarak yapılan olgunluk amniyosentezi ile bebeğinizin nefes alıp vermeye hazır olup olmadığı anlaşılır.


Sonuçların Doğruluk Payı Nedir?
Down sendromu gibi genetik bozukluklar tam olarak anlaşılır. Ancak bütün doğumsal bozukluklar, kalp hastalıkları, yumru ayak, yarık dudak ve yarık damak gibi bozukluklar tespit edilemez.
Olgunluk amniyosentezi ise akciğerlerin olgunlaşmasını %1 den daha az yanlışlıkla tespit eder.

Riskleri Nelerdir?
Amniyosentez bir takım riskleri de taşır. Şunlardır;
Düşük. Amniyotik kesenin yırtılması sonucu düşük olma ihtimali vardır, ancak çok ufak bir orandır. Düşük riskinin yüksek olduğu dönem, bebeğe ait zarların tam olarak kapanmadığı, gebeliğin erken dönemleridir. Daha sonra bu risk azalır. Gerçekten de 2006 yılında yapılan bir çalışmada ikinci üç aylık dönemde amniyosentez yapılan gebelerle yapılmayanlar arasında düşük açısından bir fark bulunmamıştır. Gebeliğin geç döneminde bebeğin akciğer gelişimi açısından yapılan amniyosentezlerde ise kesenin yırtılması çok önemli değildir. Çünkü zaten bu dönemde güvenli doğum da yaklaşmıştır.
Rh Uyuşmazlığı. . Eğer kanınız Rh negatif ise ve bebeğinizin kanı Rh pozitifse, amniyosentez sırasında nadiren bebeğin kan hücreleri annenin kan akımına karışır, amniyosentezin ardından Rh immünglobulini denen ilaçtan verilmesi gerekir.
Enjektör Yaralanması. Amniyosentez sırasında bebeğiniz kolunu veya bacağını oynatarak iğnenin önüne geçebilir. Ancak ciddi yaralanmalar oldukça nadirdir.
Diğer Sorunlar. Amniyosentezin ardından kramp olması mümkündür. %3 kadında hafif bir vajinal kanama görülebilir. %1 kadının bebeğinde ortopedik sorunlara yol açabilen vajinadan amniyotik sıvı sızıntısı gelişebilir. Enfeksiyon gelişmesi çok nadirdir ancak amniyosentezin ardından ateş geliştiyse hemen doktorunuza haber vermelisiniz.
Genetik amniyosentezin sonucu, gebeliğinizin devamını etkileyecek önemli bir sonuçtur. Her ne kadar doktorunuz size yardımcı olsa da asıl kararı verecek olan siz ve eşinizdir.

Genetik Amniyosentezden Sonra Ne Olacak?
Amniyosentez sonucu, genelde sizi rahatlatacak şekilde normal çıkacaktır. Fakat bebeğinizde, tedavisi olmayan kromozom anomalisi veya genetik bozukluk çıkarsa sizin için zor bir karar verme süreci başlayacaktır. Bu zor süre içinde gebeliğinizi sonlandırmaya karar vermede doktorunuz, eşiniz ve sevdikleriniz yardımcı olacaklardır.

Yumurtalık kisti

Kadında yumurtalık 2 tanedir, ve rahim iki yanında tüplere komşu yerleşimde kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron u üreten yapılardır. Yumurtalık tarafından üretilen hormonlar sayesinde  kadın düzenli olarak adet kanaması görür,   ve yumurtlama olur.( Bu yumurtalar ay içinde bazen 25-30mm ye kadar büyürler, kadınların çoğu bu sağlıklı büyümeyi hastalık olarak değerlendirirler! )

Atılan yumurta tüpler tarafından yakalanır, rahim e doğru yolculuk yapar , ve  rahim yatağına yerleşerek bebek gelişimini sağlar.
Eğer o ay içinde gebelik  oluşmazsa  yumurta atılır,  ve belli bir süre sonunda  hormon salgısının da kesilmesiyle  rahim iç tabakası adet kanamasıyla dökülür.    Yumurtalık dokusunda bu döngü menopoz a kadar her ay devam eder
Yumurtalık kisti doğurgan çağ kadınlarda sık gözlenir, ve bu kist genellikle iyi huyludur, herhangi bir tedavi gerektirmeden kendiliğinden kaybolur.

Folikül kisti

Yumurtalık ta , yumurta hazırlık aşamasında folikül adı verilen keseciğin aşırı büyümesiyle ortaya çıkar. Bu kist genellikle  5-6 cm’ den daha ufaktır, genellikle belirti vermez, ya birkaç ay takipte kendiliğinden yok olur, ya da adet düzenleyici haplar ile küçülür.

Korpus luteum kisti

Yumurtalık ta yumurtlama sonrasında  oluşan sarı cismin (korpus luteum) aşırı büyümesiyle veya bu yapının içine kanama olmasıyla ortaya çıkar, ağrılı olabilir. Folikül kisti gibi  kendiliğinden veya ilaç tedavisiyle kaybolmaları mümkündür.

Endometriyoma (çikolata kisti)

Yumurtalık içinde endometriyozis denen hastalığın yerleşmesi sonucunda kist içinde   koyu  kahve renkli,  eski kan ( çikolataya benzeyen  bir sıvı ) gözlenir .

Polikistik over (yumurta)  hastalığı (PCO)

Adından da anlaşılacağı üzere yumurtalık içinde çok sayıda milimetrik  kist  görülür,
Her ay gelişerek çatlaması gereken yumurta hormonal iç denge bozukluğu nedeniyle  tam gelişemez  ,  yumurtalık içinde ufak kistler halinde  yerini alır.
Hastalık genelde adet düzensizliği, sivilce, yağlı cilt, tüylenmede artış, infertilite (kısırlık), ve kilo artışı gibi belirtiler verir.
Son yıllarda şeker hastalığı ve  öncüsü olan insülin direncinin polikistik over sendromu ile  ilişkisi konusunda oldukça önemli bilgiler edinilmiştir.
Teşhis genellikle ultrasonografi ,hormon tahlilleri ve klinik bulgular ile konur.
Kanda hormon ölçümleri yapıldığında çeşitli dengesizlikler saptanır; özellikle LH  ve erkeklik hormonları (testosteron, DHEAS) yükselmiştir.

Tedavisinde adet düzensizliği ve tüylenme şikayeti belirgin olan kadınlarda  doğum kontrol ilaçları oldukça etkilidir.
Eğer çocuk istemi varsa kullanılacak tedavi yumurtlama sağlayıcı ilaçlardır.
İlaçla tedavi ile başarı sağlanamadığında laparoskopik olarak yumurtalıklara cerrahi girişim (ovarian drilling) uygulanabilir.



Dermoid kist 

Doğumdan beri vücutta gizli kalmış bir yumurtalık kisti türüdür.Kist içinde  cilt ve kıl yapıları , diş dokusu bile görülebilir.

Seröz Kistadenom

Yumurtalık tümörlerinin en sık görülenidir, üreme çağındaki kadınlarda görülür , iki taraflı olabilir , habis bir hastalığa dönebilir.Yumurtalık yüzeyini oluşturan hücrelerden köken alır. Genelde  ultrasonla tesadüfen teşhis edilir.Tedavisi cerrahidir.

Müsinöz Kistadenom

İyi huylu yumurtalık tümörlerinin %25 ‘idir.Genellikle tek taraflı ,  ve habis olma riski azdır, 15-30 cm boyutlarında olabilir. Genel olarak belirti vermez.Yalnız  büyük olduğu için karında şişlik ve bası bulguları olur. Sık idrara çıkma ya da kabızlık  sık görülür.Tedavide tek yol cerrahidir.

Gebelik ve yumurtalık kisti

Gebelik esnasında  ultrasonda rastlantısal olarak yumurtalık kisti saptanabilir, kistin büyüklüğü görüntüsü, tek veya çift taraflı olması ,ağrıların varlığı cerrahi müdahaleyi belirler.

Yumurtalık kisti ne belirtiler verebilir?

Yumurtalık kisti çoğu kez bir şikayet yaratmaz , ve rutin muayenede  fark edilir.
Adet düzensizlikleri, karında şişlik, karın ağrısı, idrar yolu şikayetleri,kabızlık gibi  belirtiler görülebilir.

Yumurtalık kisti boğulması nedir?

Yumurtalık kisti olan kadında jinekolojik acillerden biri de kistin torsiyonu, boğulmasıdır.(kendi etrafında dönerek beslenme bozukluğu-gangren ve yumurtalık kaybına kadar gidebilir)

Yumurtalık kisti tanısı nasıl konur?

Genelde rutin muayene de veya  ultrasonda  saptanır.
Ultrasonda basit kist görünümünde , 5-6 santimden küçük kistlerin iyi huylu ve fonksiyonel olma olasılığı yüksektir.
Hastanın ve yumurtalık kisti nin  durumuna göre tomografi veya  manyetik rezonans  ve kanda tümör belirteçleri incelenir .

Yumurtalık kisti yırtılırsa ne olur?

Yumurtalık kisti  cinsel ilişki, egzersiz ve diğer bedeni zorlayan durumlarda yırtılabilir. Bu yırtılma genellikle batıcı bir ağrı şeklinde belirti verir, kanama da eklenirse sorun büyüyebilir.Takip , gerekirse klinik tabloya göre cerrahi planlanır. 
Yumurtalık kisti tedavisinde yaklaşım
Yumurtalık kisti  kesin tanısı  , kistin laparoskopi veya açık ameliyat ile çıkarılması ve patolojik  incelemesiyle   konur.

Yumurtalık kisti' ni önlemek mümkünmüdür?
 
Kadınlarda doğum kontrol haplarının kullanılmasıyla fonksiyonel  kistleri önlemek mümkündür.  Yine  endometriyozis, polikistik over gibi hastalıkların görülme sıklığı da  azaltılabilir

Gebelik takibi

Gebelik takibi

 

Günümüzden yaklaşık 100 yıl öncesine kadar doğum ile ilgilenen doktor ve ebeler sadece doğum olayı ile ilgilenirler gebeliğe ve gebelikte takibe çok fazla önem vermezlerdi. Tıp bilimindeki gelişmelere paralel olarak gebelik ve fetal gelişimdeki pek çok faktörün anlaşılması buna bağlı olarak görülen anne ve bebek ölümlerinin azalmasında ve sağlıklı toplumların oluşmasında son derece önemli bir rol oynamaktadır. Bu olayda tıp alanındaki ilerlemeler kadar iletişimdeki gelişmelerin etkisi ile anne ve baba adaylarının bilinçlenmesinin ve günümüzde takip talep etmelerinin de rolü son derece önemlidir. Prenatal takip adıyla anılan bu bakımın ana hedefleri:

bullet Anne ve fetusun sağlık durumunun tanımlanması
bullet

Gebelik yaşının saptanması ve fetal gelişimin izlenmesi

bullet

Komplikasyon riskindeki hastaların tanımlanması ve riskin mümkün olduğunca azaltılması

bullet

Problemlerin önceden tahmin edilip önlenmesi

bullet

Hastanın eğitilmesidir.

Bu amaçların gerçekleşmesi bir takım planlı sağlık hizmeti ile mümkündür.

Gebelik Öncesi Danışmanlık

Gebeliğin başarı ile sonlanmasında gebelik öncesi alınan bazı önlemler ve tedaviler etkili olabilmektedir. Örneğin şeker hastalığı olan bir kadında gebelikten önce kan şeker düzeylerinin kontrol altına alınması anomalili bebek doğurma riskini en aza indirecektir.Benzer şekilde gebelik üzerinde etkili olabilecek tüm hastalıklar ya da sosyal davranışlar kontrol edilmelidir.

Kişideki bazı durumlar gebeliği olumsuz yönde etkileyebileceği gibi, gebeliğin kadını olumsuz yönde etkileyebileceği bazı hastalıklar da mevcuttur. Örneğin konjenital ya da sonradan edinilmiş kalp hastalıkları, akciğer damarlarındaki yüksek tansiyon, damar tıkanıklığı ya da bazı konjenital anomaliler kadın gebe kaldığında hayatını tehdit edebilecek komplikasyonlara yol açabilir.

Yine daha önceki dönemlerde düşük ya da ölü doğum ile sonuçlanmış başarısız gebelik tecrübesi yaşayan kadınlar gebelik öncesi danışmanlıktan fayda görebilirler.

Anne yaşı, madde ya da ilaç bağımlılığı, viral enfeksiyolar gibi faktörlerde söz konusu ise gebelik öncesi danışmanlık ayrıca önem kazanır.

Gebelik sonrası takip

Üreme çağında ve düzeli adet gören kadınlarda aniden adet kesilmesi saptandığında ilk şüphelenilmesi gereken durum gebeliktir. Bu nedenle prenatal bakımın ilk aşaması gebeliğin tespitidir. %8 oranında son adet tarihinden itibaren 40. gün civarında hafif bir kanama olabilir. Bu gebelik ürününün rahime yerleştiği döneme (implantasyon) denk gelen bir kanamadır. Adet gecikmesi olduğunda ve bu gecikme 10 günü geçtiğinde idrar ya da kanla yapılan tahliler yardımı ile mutlaka gebelik olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu tür testler sadece gebeliğin var olup olmadığını gösterirler. Eğer gebelik testi pozitif ise yapılması gereken ilk işlem bir ultrasonografi ile gebeliğin normal olup olmadığının saptanmasıdır. Test pozitif olduğu halde gebelik ürünü gelişmemiş olabilir (blighted ovum, boş gebelik), veya bir dış gebelik söz konusu olabilir Benzer şekilde de halk arasında üzüm gebeliği denilen mol gebelikte ya da embryonun hayatını yitirdiği missed abortus denen durumlarda da hiçbir belirti olmaksızın sadece gebelik testi pozitif olabilir. Böyle durumlar anne hayatını tehdit eden sonuçlar doğurabilirler. Bebek öldüğü halde plasenta bir süre daha hormon salgılanmaya devam edeceğinden gebelik testleri uzunca bir süre daha pozitif sonuç verebilir.

Gebeliğin saptanıp, rahim içerisinde canlı normal bir gebeliğin varlığı ultrason ile tespit edildikten sonraki ilk aşama bu gebeliğin yaşını hesaplamaktır. Gebelik yaşı hesaplanırken gebe kalındığı düşünülen gün değil son adet kanamasının başladığı ilk gün gebeliğinde başlangıcı olarak kabul edilir (son adet tarihi="SAT".

Genelde günümüzde kabul edilen prenatal takip planı şu şekildedir.

İlk Ziyaret Gebeliğin tespiti, gebeliğin rahim içerisinde olduğunun tespiti, gebelik ürününün canlı olduğunun tespiti,

Hastanın aile ve şahsi sağlık problemleri ile ilgili öyküsünün alınması, kan sayımı, kan grubu tayini, idrar tetkiki, enfeksiyonlar ile ilgili kan tetkikleri (hepatit, HIV vb.), risk değerlendirmesi ve varsa riske yönelik tetkikler, hasta eğitimi.
12. Hafta Fetal kalp atımlarının saptanması, büyümenin değerlendirilmesi
14-16. Hafta Büyümenin değerlendirilmesi, risk faktörleri varsa amniyosentez,
18-20. Hafta Gebelik yaşının yeniden teyid edilmesi, Doğumsal anomaliler yönünden ayrıntılı ultrason incelemesi,üçlü tarama testi yapılması
24. Hafta Doğum ile ilgili bilgilendirme, fetal gelişimini değerlendirme
28. Hafta Kan uyuşmazlığı varsa buna yönelik koruyucu tetkik ve tedavi, şeker yükleme ile diyabet taraması, Kan sayımı tekrarı, Risk değerlendirmesinin tekrarı.
30-40 Hafta Gebenin durumuna göre komplikasyonların gözlenmesi ve takiplerin planlanması, fetal iyilik halinin uygun yöntemlerle saptanması
41. Hafta Gün aşımına yönelik plan

Ayrıca her ziyarette vajinal akıntı, mesane fonksiyonu, bebek hareketleri, rahim kasılmaları gibi kişinin şikayetleri değerlendirilir ve kan basıncı, vücut ağırlığı ölçümleri yapılır. Yine hemen hemen her ziyarette idrarda protein ve şeker bakılması idealdir.

Yine her ziyarette anne adayına gebelikteki tehlike işaretleri, diyet, egzersiz, uyku, sigara ve alkol alımı cinsel ilişki gibi konularda eğitim verilir.

Gebelikte risk faktörleri

Gebekikte risk faktörleri

 

RİSK FAKTÖRÜ NEDİR?

Gebelikte başlayan ve doğum eyleminden lohusalık döneminin bitimine kadar olan dönemde anne adayının kendisini ya da bebeğini ilgilendiren muhtemel normaldışı durumların ortaya çıkma olasılığı her anne adayı için eşit değildir.

Gebelikte anne adayının kendisiyle ve/veya bebeğiyle ilgili normaldışı durumların ortaya çıkma olasılığını artıran faktörlere GEBELİKTE RİSK FAKTÖRLERİ adı verilir.

Örnek 1: 35 yaşından daha ileri yaştaki bir anne adayının kromozomal anomalili (Down sendromu gibi) bebek doğurma riski artmıştır. Bu bağlamda "ileri yaş", kromozom anomalisi olan bir bebek doğurma açısından mutlak bir risk faktörüdür.

İleri anne yaşı diğer bazı normal dışı durumların ortaya çıkması açısından da risk faktörüdür. Burada tek örnek olarak kromozom anomalisi verilmiştir.

Örnek 2: Gebelik öncesinde tanısı konmuş diyabeti olan bir anne adayının bebeğinde anomali ortaya çıkma olasılığı ve kendisinde de preeklampsi gelişme olasılığı bu hastalığı olmayan bir anne adayına göre belirgin bir şekilde artmıştır. Bu bağlamda "gebelikte diyabet" anomalili bir bebek doğurma ve preeklampsi gelişimi açısından istatistiksel olarak mutlak bir risk faktörüdür.

Gebelikte diyabet diğer bazı durumların ortaya çıkması açısından da risk faktörüdür. Burada örnek olarak anomalili doğum ve preeklampsi gelişimi verilmiştir.


Yaşanmakta olan ya da yaşanacak bir gebeliğe ait risk faktörlerinin büyük bir kısmı anamnez (doktor tarafından yapılan sorgulama) esnasında ortaya çıkarılabilir.

Risk faktörleri gebeliğin başından beri sabit bazı faktörler olabilir (ileri anne yaşı, ya da daha önce ölü doğum yapmış olmak gibi), gebeliğin erken dönemlerinde ortaya çıkarılabilir (tanısı konamamış hipertansiyon, erken dönemde geçirilen kanamalar gibi), ya da gebeliğin ileri dönemlerinde ortaya çıkarılabilir (gebeliğe bağlı hipertansiyon, intrauterin gelişme geriliği gibi).

Risk faktörlerinin gebe kalınmadan önceki dönemde belirlenmesi, önlem alınması açısından en iyi sonuç verir. Zira risk faktörlerinin önemli bir kısmı kontrol edilebilir (sigarayı bırakmak, anemi (kansızlık) tedavisi görmek, kronik hipertansiyon ya da diyabetin kontrol altına alınması gibi).

Kontrol edilemeyen risk faktörleri için ise daha sık doktor kontrolleri yapılarak henüz risk gerçekleşmeden önlem alınmaya çalışılabilir (daha önceden ölü doğum yapmış bir anne adayının bebeğinin iyilik durumunun sık olarak değerlendirilmesi ve gerektiği durumlarda müdahale edilmesi gibi)

Gebeliğinizde sorgulamayla ya da muayeneyle saptanmış belli bir risk faktörünün olması, o riskin gerçekleşeceği anlamını taşımaz, yalnızca riskin yükseldiğini gösterir. Benzer bir şekilde risk faktörü olmaması, gebeliğinizin tümüyle sorunsuz seyredeceği anlamını taşımaz, ancak gebeliğinizin sorunsuz seyretme olasılığının yüksek olduğunu gösterir.

Gebelikte risk yaratması muhtemel faktörler ve bu faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilecek riskler bu bölümde özetlenmiştir:

Gebelik testi Nasıl Yapılır

İdrarla yapılan gebelik testleri

Hamile olduğundan şüphelenen ve adet gecikmesi yaşayan pek çok kadın eczaneden kolayca temin ettiği gebelik testi ile hamile olup olmadığını öğrenmeye çalışır. Bu hem son derece ucuz, hem kolay hem de özel bir yöntemdir. Özeldir çünkü testi uygulayan kadından başka kimse sonucu bilemez. Pek çok kadın için bu önemli bir özelliktir. Kadın hamile olup olmadığını herkesten önce öğrenmek ve bu özel anı doyasıya yaşamak ister. Tam tersi şekilde istenmeyen bir gebelikten korkan kadın da hamile olup olmadığını başkalarının bilmesini istemeyebilir.

Her yıl tüm dünyada milyonlarca gebelik testi satılmaktadır. Evde yapılan gebelik testi anlamında "home pregnancy test" (HPT) olarak adlandırılan bu yararlı kitler her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Hatalı pozitif ya da hatalı negatif sonuçlar kişide hem psikolojik hem de fiziksel travmaya neden olabilir. Bu nedenle gebelik testi kitlerini kullanırken çok dikkatli olmak gerekir.

HPT gebeliği nasıl saptar?

Bir gebelik oluştuğunda herhangi bir testin bu gebeliği saptayabilmesi için hCG adı verilen hormonun varlığı temel şarttır. hCG yalnızca gebelikte salgılanan bir hormondur ve salgılanabilmesi için döllenmiş yumurtanın blastokist aşamasına ulaşıp rahim içine yerleşmesi gerekir. Bu genelde yumurtlamayı takiben 6-10 gün içinde meydana gelen bir olaydır. Teorik olarak hCG döllenmeyi takip eden 9. gün civarında salgılanmaya başlar. Hormonun kanda yeterli düzeye ulaşıp idrarla da atılması için ek zamana gerek vardır. Çok erken dönemlerde hormon kanda yükselmeye başlamasına rağmen idrarl atılması gecikebilir. Normalde gebe olmayan bir kadında kandaki hCG düzeyi mililitrede 10 milienternasyonel üniteden (mIU) daha düşüktür

HPT'nin hassasiyeti ne demektir?

HPT'nin hassasiyeti idrarda saptayabildiği en düşük miktardaki hCG değeri anlamına gelir. Bugün piyasada satılan pek çok gebelik testinin hassasiyeti 20-50 mIU/mL arasındadır. Yani hCG değeri 20-50 mIU/mL'nin altındaysa test sonuç vermez. Oysa kan testi hCG değerini tam olarak yansıtır. Bu nedenle kan testi daha adet gecikmesi ortaya çıkmadan sonuç verebilir.

Testin duyarlılığı yani hassasiyeti ne kadar yüksekse yani ölçebildiği hCG düzeyi ne kadar düşükse gebeliği erken dönemde gösterme olasılığı da o kadar yüksektir.

HPT nasıl yapılır?

Her gebelik testinin kendine ait özellikleri olabilir. Bu nedenle eczaneden test aldığınızda kullanma talimatını mutlaka okuyunuz.

Test için en uygun örnek orta akım idrarıdır. Yani idrar yapmaya başlayıp biraz idrarı boşa akıttıktan sonra idrar örneği almanız daha uygundur. Testin özelliğine göre idrarınızı bir kaba alıp damlalık ile damlatmanız, idrar kabına batırmanız ya da direkt olarak idrarınızı yaparken testi akan idrara tutmanız uygulanabilecek yöntemlerdir.

HPT en erken ne zaman sonuç verir?

"Arkadaşımla ilişkide bulundum daha sonra hemen gidip gebelik testi aldım sonuç negatif çıktı. Kesinlikle hamile olmadığımdan emin olabilir miyim?" şeklinde sorular e-posta ya da telefon ile bana yöneltilen sorular arasında sıkça yer almaktadır. Bu kadar erken dönemde gebelik olup olmadığını ancak Tanrı bilebilir.

Daha öncede belirttiğim gibi gebelik testinde gebeliğin saptanabilmesi için embryonun rahim içine yerleşmiş olması gerekir. Bu nedenle test en erken yumurtlamadan sonraki 8-9. günde saptanabilir. Ancak yumurtlamanın geç olması, embryonun beklenenden daha geç yerleşmesi gibi nedenler ile bu dönemde yapılan idrar testi genelde negatif çıkar. Bu dönemde yapılan gebelik testinin negatif çıkması hatalı negatif anlamına gelmez ve hamile olmadığınızı göstermez. En akılcı ve ekonomik yaklaşım adet kanamasını beklemek eğer gecikme olursa test yapmaktır.

2001 Ekim ayında JAMA dergisinde yayınlanan geniş kapsamlı bir araştırmada adet gecikmesinin olduğu günde yapılan idrarda gebelik testinin duyarlılığının %90 olduğu saptanmıştır (JAMA. 2001;286-1759-1761). Geriye kalan %10 olguda daha henüz embryo rahime bile yerleşmemiştir. Yine aynı çalışmaya göre bu testlerin duyarlılığı en fazla adet gecikmesinden 1 hafta sonra olmakta ve %97'ye kadar çıkmaktadır.

Bu nedenle adet gecikmesinin takip eden 1-2 günde yapılan test negatif çıktığında mutlaka 1 hafta sonra test yeniden yapılmalıdır.

Testi yapmadan önce idrar ne süre ile tutulmalıdır?

Testi yaptığınız gün ne kadar geçse idrar tutmanız gereken süre o kadar azdır. Örneğin beklediğiniz adet kanaması 1 hafta geçmiş ise idrar tutmadan herhangi bir zamanda testi yapabilirsiniz. Öte yandan adet kanamasını beklediğiniz gündeyseniz ya da adet kanamanız 1-2 gün geciktiyse bu durumda 4 saat idrar yapmayıp daha sonra testi yapmalısınız.

Test nasıl yorumlanır?

Piyasada satılan değişik markalardaki idrar testleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle kullandığınız testin kullanma talimatını mutlaka dikkatlice okuyunuz.

Genelde idrar testlerinde 3 tane pencere bulunur. Bunlardan birine idrar örneği damlatılırken yan yana bulunan iki pencereye bakılarak test yorumlanır. Bu pencerelerden birisi testin doğru şekilde yapılıp yapılmadığınız gösterir (kontrol penceresi). Diğer pencere ise pozitif ya da negatif sonucu verir. Pozitif sonuç varlığında bu penceresinde ya bir çizgi ya da artı işareti çıkar. Sonuç penceresindeki çizginin renginin açık ya da koyu olması anlamını değiştirmez. Bu her durumda pozitif sonuç demektir. Bazı testlerde ise sonuç penceresinde artı ya da eksi işareti belirir. Artı pozitif sonucu yani gebeliği, eksi ise gebelik olmadığını gösterir.

Gebelik testinin sonucu okunurken testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman süresince beklenmelidir. Bazı durumlarda test negatif olmasına rağmen bir süre daha beklendiğinde hafif bir çizgi ortaya çıkabilir. Bu şüpheli sonucu belirtir. Ya hamile olmanıza rağmen hCG değeri testin saptayabileceği düzeylere ulaşmamıştır ya da hamile değilsinizdir ancak test reaksiyon vermektedir. Her iki durumda da testin 1-2 gün sonra tekrar edilmesi ya da kanda gebelik testi yapılması uygundur. İdeal olan testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman sonrasında sonucu yorumlamaktır.

Test neden hatalı sonuç verir?

Testin hatalı negatif sonuç vermesinin temel nedeni duyarlılığının kandaki düşük düzeydeki hCG değerlerini saptamaya yetmemesidir. Testin erken yapılması bunda en önemli faktördür. Testin bozuk ya da son kullanım tarihinin geçmiş olması da bir diğer etkendir.

Hatalı pozitif sonuçlar ise daha nadir görülür. Bu gibi durumlarda bazen idrardaki başka bir hormona (örneğin LH) çapraz reaksiyon gelişebilir. Bir başka neden de kimyasal gebeliklerdir. Çok erken dönemde test pozitif çıkmasına rağmen daha sonra klinik olarak gebelik fark edilemeden embryo canlılığını yitirir ve kan hCG değerleri düşmeye başlar.

İnfertilite tedavilerinde yumurta çatlatmak amacıyla yapılan hCG enjeksiyonları sonrasında da hatalı pozitif sonuçlar görülebilir. Bu nedenle test son hCG enjeksiyonundan 10-14 gün sonra yapılmalıdır.

Testin hatalı pozitif sonuç vermesi oldukça nadirdir. Bu nedenle pozitif sonuç varlığında ek incelemeye gerek duyulmazken negatif olması mutlaka gebe olunmadığı anlamına gelmez

Kullanılan ilaçlar ya da enfeksiyonlar hatalı sonuçlara neden olabilir mi?

İçinde hCG içermeyen ilaçlar hatalı sonuca neden olmaz. Kısırlık tedavisinde kullanılan yumurtlama uyarıcı ilaçlar da dahil olmak üzere hiç bir antibiyotik, ağrı kesici, doğum kontrol hapı testin hatalı sonuç vermesine neden olmaz ya da gebelik varlığında testin pozitifleşme sürecini geciktirmez. Benzer şekilde tütün ürünleri ve alkol de HPT'lerin doğru sonuç vermesini engellemez.

Uyarılar
Her türlü adet gecikmesi mutlaka değerlendirilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur. Testin negatif çıkması durumunda eğer adet kanamanız hala daha başlamadıysa mutlaka jinekoloğunuzla görüşmelisiniz.

Testin pozitif olması normal bir gebelik olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle gebeliğin varlığını teyit etmek ve dış gebelik başta olmak üzere bazı erken gebelik komplikasyonlarına yenik düşmemek için kontrol şarttır. Öte yandan adet gecikmesi olan bir kadında testin negatif sonuç vermesi gebeliğin ilerlemesine neden olacaktır. Bu sırada gebelikte kullanılmaması gereken maddeleri kullanmanız ya da gebelik için uygun olmayan davranışlarda bulunmanız bebeğinize zarar verebilir. Bunun istenmeyen bir gebelik olması durumunda ise sonlandırılması için yasal sınır aşılabilir.

Her adet gecikmesi durumunda test pozitif ya da negatif olsun mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

Gebelik testleri

Gebelik testleri

 

Hamile olup olmadığınızı en erken anlamanın yolu gebelik testi yaptırmaktır.

4 günlük döllenmiş yumurta, insan koryon gonadotropini (hCG) denilen bir hormon salgılamaya başlar. Bu hormon vücut suyunda vücudun dokularına yayılır. Başlangıçta kanda bulunabilir, kısa bir süre sonra ise idrarda teşhis edilebilir.

Gebelik testlerinin çoğu, kan örneğinden daha kolay alınan idrar örneği ile yapılır.

hCG nin varlığını tespit etmek için birçok idrar tahlili tipi kullanılır. Çoğu, hCG ile bir hCG antikoru arasındaki bir reaksiyona dayanır. İlk reaksiyonun gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek için ikinci bir reaksiyona ihtiyaç vardır. Bu genellikle bir renk değişimidir.

Bazı kadınlar evde yapılan gebelik testlerini kullanmaktadırlar. Bu test paketleri çoğu eczaneden alınabilir. Çoğu, bir test tübünde idrarla karıştırılan bir solüsyon içerir. Belirli bir süre teste göre değişmek üzere birkaç dakikadan birkaç saate kadar geçtikten sonra, hamileyseniz koyu bir halka oluşur. Bazı markalarda, bir renk değişimi gebeliği belirtir.

Gebelik testini evde yapmaya karar verdiyseniz, talimatları dikkatle izleyin. Ayrıca ister evde ister laborutuvarda yapılsın, günün ilk idrarını kullanırsanız gebelik testi daha doğru olur.

İdrar testlerinin doğruluğu:

Doğrulukları, karmaşık olabilecek talimatları ne kadar iyi izlediğinize çok bağlıdır. İlk kez kullananların ya da deneyimsiz kullanıcıların doğru bir test sonucuna ulaşmaları daha küçük bir olasılıktır ve hiçbir test kusursuz değildir. Ayrıca gebelik testleri, özellikle gebeliğin ilk günlerinde uygulandıklarında, hamile olduğunuz halde olmadığınızı gösterebilirler. Bunun nedeni, gebeliğin ilk zamanlarında hCG düzeylerinin düşük olması ve teşhis edilememesidir. Bu nedenle, herhangi bir gebelik testinin negatif sonuçları, pozitif bir sonuçtan daha az güvenilirdir.

Evde yapılan gebelik testleri tarama testleri olarak kabul edilmelidir. Test sonucu negatifse ama gebelik belirtileri gösteriyorsanız, doktorunuza başvurun. Sonuç pozitifse, onaylaması ve doğum öncesi bakım için doktorunuza gidin.

Hamileyseniz ve adetiniz 4 ila 7 gün geciktiyse, bir klinikte ya da doktorunuzun muayenesinde yapılan idrar testinin sonuçları dörtte üç oranında pozitiftir. Adetiniz 2 hafta geciktiyse, doğruluk oranı yüzde i00e yaklaşır. Evde yapılan gebelik testlerinin sonuçları, adetin gecikmesinden 10 gün sonra yapıldıklarında yüzde 95 oranında doğrudur.

İdrara dayalı gebelik testleri en sık olarak kullanılmaktadır, ama bazı durumlarda, daha kesin olduğu ve hamileliği daha erken teşhis edebildiği için bir kan testi de uygulanabilir. Dış gebelik yumurtanın fallop tüpünde ya da rahim dışında bir yerde gelişmeye başladığı gebelik durumunda, idrara dayalı gebelik testlerinin negatif sonuçlarına karşın, kadında tüm gebelik belirtileri görülebilir. Bunun nedeni, yumurta rahimde olmadığı zaman HCG düzeylerinin yüksek olmamasıdır. Ancak kan testi daha hassastır ve gebeliği teşhis edebilir. Dış gebelik potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durum olduğu için, bu bilgi annenin hayatının kurtulmasına yardımcı olabilir.

Tıbbi Sorumluluk Reddi / Yasal Uyarı Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.