| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

sex nedir

Cinsellik hayatıyla ilgi bilgiler.

DOĞUM İNDÜKSİYONU

DOĞUM İNDÜKSİYONU

Doğum olayı doğal bir süreçtir. Ancak bazen doğumun erken olması, geç olmasına göre daha çok tercih edilir. Bu yüzden indüksiyon gibi yardımcı yöntemlere ihtiyaç vardır. Tahminen her beş doğumdan birinde indüksiyon gerekir.

Neden İndüksiyon Gerekir?
Sizin ve bebeğinizin sağlığı açısından pek çok neden vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz;
·         Beklenen doğum tarihinizden bir veya iki hafta geçti ve halen doğumunuz başlamadıysa
·         Suyunuz geldi ancak rahim kasılmalarınız yoksa
·         Rahimde enfeksiyon varsa
·         Bebeğinizin gelişimi durduysa
·         Rahim içinde yeterince sıvı yoksa
·         Plasenta yani eş, rahim duvarından ayrılmaya başlıyorsa
·         Yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi sizin veya bebeğinizin sağlığını tehdit edecek bir hastalığınız varsa indüksiyon gerekli olabilir.
Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. O da, daha önce sezaryen doğum yapıldıysa indüksiyonun riskli olacağıdır. Çünkü, rahmin kesildiği yerden yırtılması mümkündür. Bu nadir ancak ciddi bir durumdur. Hayatı tehdit eden kanama, enfeksiyon
ve bebekte beyne zarar veren durum gelişebilir.

Doğumu Beklemek Gerekir mİ?
Hesaplanan doğum tarihinizden iki haftaya kadar beklemek en uygun yaklaşım olacaktır. Aslında rahim ağzı doğal olarak kendini doğuma hazırlar. Ancak halen bir hareket yoksa indüksiyon yapmak en iyi çözüm olacaktır.
İki haftadan daha fazla beklemek bazı nedenlerden dolayı riskli olabilir. Normal doğum sıkıntı yaratabilir. Bebeğiniz doğum sırasında dışkısını yutabilir ki bu da akciğer hastalığına neden olacaktır.
Unutmayın, eğer indüksiyon gerekiyorsa telaşlanmanıza gerekecek bir durum yoktur. Bebeğiniz için en iyisi olacaktır.

İndüksiyonu İsteyebilir Miyim?
Bu durumu öncelikle doktorunuzla görüşmeniz gereklidir. Bebeğinizin gelişimi tamamlandı ve akciğerleri yeterli olgunluğa eriştiyse düşünülebilir. Ancak gereksiz uygulamaların gereksiz riskleri de beraber getireceğini unutmayın. Doktorunuza güvenin ve en iyi kararın verileceğinden emin olun.

Doğumumu Kendim Başlatabilir Miyim?
Muhtemelen hayır. Meme başının uyarılması, kasılmalara neden olan oksitosin hormonunu salgılatır. Ancak buna, rahim ağzının hazır olması gereklidir. Doğum başlamadan meme uyarısı pek bir işe yaramaz. Hatta tehlikeli bile olabilir. Bebeğe zarar verebilecek kasılmalara neden olabilir.
Cinsel ilişki veya bazı gıdaları tüketmek gibi davranışların etkinliği kanıtlanmamıştır. Suyunuz gelmediği sürece, cinsel ilişkiye girmenin bir zararı yoktur.

İndüksiyon Gerekiyorsa Nasıl Hazırlanmalıdır?
Bu konuda doktorunuz yardımcı olacaktır. Bazen, bir gün önce kullanmanız gereken ilaç verilebilir. Bu, ağızdan tablet şeklinde veya vajinadan yerleştirilen fitil şeklinde de olabilir. Doktorunuz size hastaneye gelme zamanını söyleyecektir.  Ayrıca gelmeden önce ne kadar süre aç ve susuz kalmanız gerektiğini de öğrenin.


İndüksiyon Sırasında Neler Yapılır?
Eğer halen suyunuz gelmediyse doktorunuz, kesenizde küçük bir delik oluşturarak bunu başlatacaktır. Bu sırada ılık bir sıvının boşaldığını hissedebilirsiniz. Suyunuzun boşalması ile kasılmaları başlatacak olan prostaglandin hormonu da artacaktır. Ayrıca suyun rengine bakarak bir takım bilgiler de elde edilecektir. Bebeğinizin dışkısına rastlanırsa daha yakın takip gerekecektir. Kasılmaların başlaması için ilaç verilecektir. Genelde oksitosin hormonunun sentetik formu kullanılır. Kolunuzdan damar içine verilir. Dozu, sizin kasılmalarınıza göre ayarlanır.

Ne Kadar Sürer?
Bu, sizin tedaviye vereceğiniz yanıta bağlıdır. Birkaç saat olduğu gibi birkaç gün de olabilir. Genelde ilk gebeliklerde daha uzun sürer.

Ağrı Hissedilir Mi?
Aslında çok acı veren bir olay değildir. Ancak normal doğum sancılarına göre daha sık ve düzenli geldiği için ağrıyı kontrol etmede, gevşeme ve nefes alma teknikleri önem kazanır.

Bebeğinizi Nasıl Etkiler?
Bebeğinizin kalp atışları sürekli takip edilecektir. İndüksiyon için kullanılan ilaçlar güçlü kasılmalara neden olur. Eğer kasılmalar çok sık ve uzun olursa ilaç dozu azaltılacaktır.

İndüksiyon, Doğumu Başlatmazsa Ne Olur?
Durumunuza göre değişir. Bazen ara verilip, birkaç gün sonra tekrar denenebilir. Ancak suyunuz boşaltıldıysa genelde geriye dönüş yoktur artık. Sizin ve bebeğinizin sağlığı için sezaryen doğum yapmak gerekli olacaktır.

İyileşme Ve Diğer Gebelikler Nasıl Olacaktır?
İndüksiyonla doğum yaptıysanız iyileşme döneminde özel bakım yapılacaktır. Eğer normal yoldan doğum yaptıysanız diğer gebelikleriniz için bir sorun yoktur. Ancak sezaryen doğum yapmanız gerektiyse doktorunuzla normal doğum veya sezaryen doğum açısından konuşmanız gerekecektir.

DOĞUM SONRASI EGZERSİZ

ImageKALÇA İÇİN EGZERSİZLER
  • Sırtüstü yatarak,tabanlarınız yere değecek şekilde dizlerinizi bükün ve aralayın. Beseni yerden yukarı doğru kaldırarak  kalça kaslarınızı sıkıştırın,bu pozisyonda 8 - 10 saniye kadar kalın.
  • Dört ayak pozisyonunda bacaklardan birini gergin olarak kladırın. Bacağı dizden bükün. Hareketi bacak değiştirerek tekrarlayın.
  • Bacaklarınızı öne doğru uzatarak yere oturun. Avuçlar yere değecek şekilde kollarınızı yanlara açın. Sağ kolunuzdan kuvvet alarak sol kalçanızı yerden kladırın öne doğru ilerlemeye çalışın. Hareketi diğer kolunuz üzerinde deneyin.
  • Tüm hareketler kalça kasları sıkıştırılarak yapılmalıdır.

BACAKLAR İÇİN EGZERSİZLER

  • Ellerinizi duvara dayıyarak ayakta durun değiştirerek tekrarlayın. Bir ayağınızın topuğunu kaldırarak diğer ayağınızı gergin bir şekilde yana uzatın. Hareketi ayak değiştirerek tekraralayın.
  • Bir önceki egzersizin zıplayarak uygulanması daha etkilidir.
  • Bir önceki pozisyonu bozmadan ayağınızı gergin tutarak içeri doğru sallayın.

BEL ÇEVRESİ İÇİN EGZERSİZLER

  • Ayakta durarak bacaklarınızı iki yana açın. Ellerinizi belinize koyarak vücudunuzun üst kısmını yanlara doğru esnetin.
  • Ayakta durarak bacaklarınızı iki yana açın. Kollarınızı dirsekten kırarak göğüs hizasında birleştirin. Bu pozisyonda bedeninizi sağa ve sola çevirin.
  • Kollarınızı göğüs hizasında kavuşturarak diz çökün. Pozisyonunuzu bozmadan sağa ve sola çevirin.
  • Sol diznizin üstünde durarak sağ bacağınızı gergin bir şekilde yana açın. Vücudunuzu gergin bacağa doğru esnetin. Aynı hareketi sağ diznizin üstünde tekrarlayın.
  • Kollarınızı göğüs hizasında kavuşturarak diz çökün. Pozisyonunuzu bozmadan sağa ve sola oturun.

KARIN KASLARI İÇİN YATA EGZERSİZLER

  • Sırtüstü yere uzanın. Tabanlarınız yere değecek şekide dizlerinizi bükün. Kollarınızı kalçalar doğru uzatın. Dizleri göğüse doğru çektikten sonra gergin bir şekilde uzatın. 8- 10 saniye kadar nefesinizi tutarak  bu pozisyonda kalın. Tekrar başlangıç pozisyonuna geçin.
  • Sırtüstü pozisyonunda avuç içleri yer bakacak şekilde kollarınızı iki yana açın. Bacaklarınızı vücunuzla dik açı sağlayacak şekilde yukarı uzatın, iki yana hafifçe sallayın.
  • Bir önceki pozisyonda bacakları sağdan yere değdirmeye çalışın. Tekrar dik duruma getirdikten sonra aynı hareketi soldan deneyin. Pozisyonunuzu bozmadan bacakları iki yana açıp kapayın.

GÖĞÜS KASLARI İÇİN EGZERSİZLER 

  • Bağdaş kurarak oturun. Avuç içleri yukarı bakacak şekilde kollarınızı  iki yana açın ve gergin olarak geriye doğru esnetin.
  • Aynı pozisyonda kolar yukarı doğru uzatın. Gergin bir şeklide geriye doğru esnetin.
  • Ayakta durarak bacaklarınızı iki yana açın. Yumruklarınızı sıkıp kollarınızı öne doğru çapraz uzatın. Kollarınızı değiştirip harekete devam edin.
  • Bağdaş kurarak oturun. Kolarınızı dirsekten yukarı doğru bükün. Geriye doğru esnetin.

BEL İNCELTİCİ EGZERSİZLER 

  • Bacaklarınızı hafifçe aralayarak ve kollarınızı aşağı doğru sarkıtarak ayakta dik durun. Bedeninizin üst kısmını kollarınızla birlikte aşağı doğru sarkıtıp ellerinizle ayak parmak uçlarına dokunmaya çalışın.
  • Eller ensede bağdaş kurarak oturun. Kollarınızı avuçlar dışarı bakacak şekilde yukarı kaldırıp ve bacaklarınızı iki yana açın. Vücudunuzun üst kısmını öne doğru esnetmeye çalışın. Nefesinizi tutarak 8 - 10 saniye kadar bu pozisyonda kalın.
  • Aynı egzersizi bacaklarınızı öne doğru uzatarak başalyabilirsiniz.

 

KARIN, GÖĞÜS VE KALÇA KASLARINI ŞEKİLLENDİRİCİ VE BEL İNCELTİCİ EGZERSİZLER 

  • Sırt üstü yer uzanın. Tabanlarınızı yere değecek şekilde dizlerinizi bükün. Kolarınızı kalçalara doğru uzatın. Bel sabit olacak şekilde kasıkları yukarı doğru sıkıştırın. Bu pozisyonda 8 - 10 saniye kalın.
  • Sırt üstü yer uzanın. Tabanlarınızı yere değecek şekilde dizlerinizi bükün. Kolarınızı kalçalara doğru uzatın. Dizleri göğüse doğru yaklaştırmaya çalışın.  Bu pozisyonda nefesinizi tutarak 8 - 10 saniye kadar kalın.
  • Bir önceki egzersizdeki gibi dizleri göğüse yaklşatırırken aynı anda başınızı öne doğru kaldırın. Bu şekild göğüs kaslarınında çaışmasını sağlamış olursunuz.
  • Sırt üstü yer uzanın. Tabanlarınızı yere değecek şekilde dizlerinizi bükün. Kolarınızı öne doğru uzatarak başınızı dizlere doğiru getirmeye çalışın. Bu pozisyonda 8 - 10 saniye kalın.

 

GEBELİKTE ÖNERİLEN DİĞER EGZERSİZLER

  • Amaç varis ve pıhtı oluşumunu azaltmaktır. Ayakları aşağı yukarı bükme, germe ve çevirme egzersizleri yaptırılır.
  • Kedi pozisyonounda sırt kamburlaştırılır ve baş içeri çekilir, nefes verilir. Deve pozisyonunda iken ise nefes alınır ve baş yukarı doğru bakarken sırt çukurlaştırılır. Kedi - deve  pozisyonunda basınç kalktığı için dolaşıma yardım edilmiş olur  ve varis oluşma olasılığı ile bacak krampları azalır.
  • Gebe kadınlar için klasik bir egzersiz türüdür. Bel çevresi kaslarında, karın ve pelviste tonus ve simetrik eklem hareket açıklığını sürdürmek amaçlanır. Bu bölgeler hormonal ve mekanik stres altındadır. Dizler bükülü, ayaklar dizlerin 60 cm kadar önünde, yerle tam temas halinde ve aralarında omuzlar arasındaki mesafe kadar mesafe olmalıdır. Başın altın hafi yastık konabilir ve baş tam gevşemiş olarak tutulur. Kasılırken nefes verilir. Bu hareketi yaparken kaburgalar ile pelvis birbirine yaklaştırılır ve gögüs yerden kaldırılmaz. Kalçalar kasılma esnasında hafif yerden ve yere tam temas ettirilir. Bu hareketi sırtüstü yapmak büyük damarlara olan basıncı artırabilir. Bu nedenle yan yatarken  ya da kedi deve pozisyonunda yapılabilir.
  • Otururken ya da ayakta yapılabilir. Önden arkaya doğru yapılır. 10 -20 kez tekrar edilir.
  • Eller boynun arkasında birleştirilir ve dirsekler geriye doğru itilir. 10 saniye tutulur. 1 - 3 kez tekrar edilir.
  • Bir sandalye yardımıyla yapılabilir. Eller birbirine değdirilir. Belin hareketliliği artıkça kollar daha geriye çekilebilir. Baş omuzların aşağısında olmalıdır. Dorsal kifoz düzleştirmeli ve omuzlar dışa doğru dönmemelidir.

SIRT, GÖGÜS VE BOYUN EGZERSİZLERİ

Rasyonel boyun germe:

  • Eller yetişmez ise havlu yardımıyla yapılır. 5-10 saniye tutulur ve 1 dakikaya kadar çıkabilir.

Tavuk kanatları:

  • Ayaklar arasındaki mesafe omuzlar arasındaki mesafe kadar olacak şekilde ayakta durulur. Kol ve ön kol, aralarındaki açı 120 derece olacak şekilde tutulur. Dirsekler arkaya ve birbirine doğru yaklaştırılır ve bu pozisyonda 5 saniye tutulur. Bu hareket 5-25 kez tekrar edilir.
  • Bu amaca hizmet eden bir başka egzersiz şekil de, duvara eller dayanarak aşağı doğru eğilinir. Gebelik ayı ilerledikçe daha dik pozisyonda yapılabilir.

GEBELİK EGZERSİZLERİ

Kalça germe hareketi:

  • Sırtüstü yatıp, sağ ayak sol dize yakın olacak şekilde uyluğun üzerine ve ayak bileği dışarda olacak şekilde konur. Sol el ile sol uyluğun arkasından yakalanır. Sağ el ile de düz içerden kavranır. Sol el ile uyluk çekilirken, sağ diz ise itilir.
  • Sırtüstü yatılır. Diz bükülü olarak gögüse doğru yaklaştırılır. Aynı taraftaki el ile ayağın iç kısmından yakalanır. Ayak aşağı doğru bastırılır.

Kasık germe hareketleri;

  • Sırt duvara dayanarak oturulur. Ayak tabanları birbirine temas ederken, elle ayak bileklerinden yakalanır.  Kolarla dizler zemine doğru yaklaştırılır. Uyluğun iç kısmında bir germe hissedilmelidir. Gevşenir ve tekrar edilir. Normal bel eğriliğini devam ettirmek için kalçaların altına battaniye konulabilir. Battaniye 3-4 cm kalınlık oluşturacak şekilde katılmalıdır.

Çömelme;

  • Kalça, bacak ve sırtın esneklik derecesi rahat çömelmeye izin vermiyorsa kalça altına kitap yerleştirilebilir. Ayaklar hafifçe dışarı dönmüş olmalıdır. Eller birbirine tam temas eder. Dirsekler, dizler üzerine konarak bacaklar hafifçe dışarı doğru itilir. Çömelme ile kaslar güçlenir , bacaklar ve pelvis doğuma hazırlanır, ağır kaldırıken beldeki yükleme azalır.

Köprü kurma;

  • Gebelikte güçlendirme gzersizlerinin içinde en popüler olanıdır. Belin alt kısımlarını, kalça ve bacakları güçlendirerek  mükenmel bir egzersiz türüdür. Aynı zamanda pelvik ve lomber bölgeye olan kan akımını da artırırır. Sırtüstü yatılır kalça, karın ve bacaklar bir halı üzerinde olacak şekilde,kalçalar yerden kaldırılır. Bu sırada nefes tutulur ve normale dönerken nefes verilir.

Duvardan kayma;

  • Sırtüstü duvara dayanılır ve ayaklar öne tutulur. Sırtın en rahat olduğu pozisyon bulunur. Aşağı doğru kayılır. Bu sırada dizler ayakların çok önüne düşmemelidir. Yorulana kadar durulur ve doğrulunur. Eğer bu pozisyonda durmak güç ise ayaklar birbirine doğru yaklaştırılır ve daha dik pozisyona gelinir.

GEBELERİN GÜNLÜK YAŞAMLARINDA DİKKAT ETMELERİ GEREKEN DURUŞLAR HAREKETLER VE DİĞER HAREKETLER

  • Otururken, yatarken dizler ve kalçlar bükük durumda tutulmalıdır. İsirahat ederken ayaklar bir destekle kalça düzeyinde yukarda tutulmalıdır.
  • İş yaparken vücut desteklenmelidir.
  • Gebe kadın öne eğilmemeli, çömelerek iş yapmalı, ancak uzun süre çömelme pozisyonunda durmamalıdır.

GEBELİKTE ÖNERİLEN EGZERSİZ TÜRLERİ

Egzersizlere gebeliğin 4. ayında başlanması, başlamak için 8. aydan geç kalınmaması uygundur. Egzersizler tıbbi bir riski olmayan gebelere öneerilir.

GEVŞEME EGZERSİZLERİ

Çoçuk Pozisyonu:

Bir yoga duruşudur ve gevşetici germe özelliği vardır. Artmış bel düzleşmesini azaltmak amacıyla önerilir. Ayaklar üzerinde çömelinilir, dizler ve ayaklar belli bir açıklığı sağlamak için ayrı tutulur, ayak parmakları birbirine doğru yaklaştırılır. Sonra baş zemine dokunur ve kollar, bacaklar hizasına getilir. Gebeliğin geç dönemlerinde hareketi daha iyi yapmak için yastık kullanılabilir.

  • Sırtüstü pozisyonda ayaklarınızı hafifçe yana açarak dizlerinizi kırın. İdrarınızı tutmaya çalıştığınızı düşünerek 5 saniye kadar kendinizi kasın. Daha sonra 10 saniye kadar dinlenin. Rahatlama sırasında nefes alıp, kasılma sırasında nefes verin.
  • Sırtüstü yere yatın. Kalçanızın altına bir yastık yerleştirin. Bacaklarınızı çapraz olarak dizden bükün. Dizleriniz arasına çapı aşağı yukarı 20 cm olan bir top sıkıştırın, kalçanızı yukarı doğru kaldırmaya gayret edin.

DOĞUM SONU KİLOLAR

  Yazdır E-posta
Çoğu yeni anne, hamile kıyafetlerini doğum sonunda da giymeye devam eder. Çünkü rahat ve fazla kiloları saklamak daha kolaydır. Fakat size iyi bir haberimiz var. Doğum sonrasında fazla kilolardan kurtulmak o kadar da zor değil. Sağlıklı bir diyet ve düzenli egzersizlerle gebelik öncesi kilonuza rahatlıkla dönebilirsiniz. Ancak tabii ki sabırlı olacaksınız. Gebe kaldığınız zaman, bebeğinizin büyüyüp gelişmesi için alışık olduğunuzdan daha fazla yiyebilirsiniz. Uygun beslenmeniz hala çok önemlidir. Özellikle bebeğinizi emziriyorsanız bu daha da önemlidir. Fakat artık ihtiyaçlarınız ve hedefleriniz farklıdır. Doğumdan sonra sağlıklı bir şekilde kilo kaybedebilmeniz için akıllı seçimler yapmanız gereklidir.
·         Bol meyve, sebze ve tahıllı yiyecekler yiyin. Bol lifli gıdalar sizin daha uzun süre tok kalmanızı sağlayacaktır. Ayrıca yağ oranı daha az olan süt ve süt ürünlerini (light yoğurt, peynir gibi) tüketin. Proteinli gıdalar arasından daha çok beyaz et yani tavuk ve balık ile yağsız kırmızı et, fasulye de seçebilirsiniz. Ayrıca çinko, demir ve B vitaminleri açısından da zengindirler bunlar.
  • Kendinize hakim olun. Çevrenizde sizin için yararlı olacak yiyecekleri bulundurun. Evde bulunan zararlı yiyecekleri atmaktan çekinmeyin.
  • Küçük porsiyonlarda yiyin. Öğün atlamayın ve sebze- meyve tüketiminizi abartmayın. Almanız gereken gıdaları alın.
  • Sadece aç olduğunuzda yiyin. Gergin ya da sinirliyseniz hemen bir şeyler yemeye kalkışmayın. Bebeğinizle yürüyüşe çıkın, bir arkadaşınızı arayın ya da dergi karıştırın.
Eskiden kadınlar doğum yaptıktan sonra egzersize başlamak için genellikle 6 hafta beklerlerdi. Oysa artık buna gerek yok. Eğer gebelik boyunca egzersize devam ettiyseniz ve sorunsuz normal bir doğum yaptıysanız; doğumdan sonra kendinizi ne zaman hazır hissederseniz o zaman egzersize başlayabilirsiniz. Ancak sezaryen yapıldıysa ya da sorunlu bir doğum yaptıysanız egzersize başlama zamanını doktorunuza sormanız gereklidir.
Doktorunuz izin verdiği zaman yapacaklarınız;
·         Kendinizi rahat hissetmeniz gereklidir. Eğer emziriyorsanız egzersize başlamadan önce bebeğinizi emzirin. Destekli sütyenlerden kullanın ve rahat kıyafetler giyin.
·         Yavaş başlayın. Hafif egzersizlerle başlayın. Örneğin; yürüme, yüzme ya da bisiklet aleti gibi. Sıçrama, atlama, titreme gibi hareketlerden kaçının.
·         Ara verin. Gün içinde kısa sürelerle egzersiz yapın. Güçlendikçe yavaş yavaş süre ve ağırlığını artırabilirsiniz.
·         Bebeğinizle beraber yapın. Günlük yürüyüşlerinizi bebek arabası ya da taşıyıcısı ile yapın. Eğer koşmayı tercih ediyorsanız buna uygun bebek taşıyıcısı kullanın. Yer hareketleri yaparken bebeğinizi de yanınızda yatırın. Kucağınıza alarak sevdiğiniz bir müzik eşliğinde dans edin.
·         Hedefinizi belirleyin. Karın yağlarını eritmek için hem diyet hem de egzersiz yapmak önemlidir. Karın kaslarını güçlendiren hareketleri yapmalısınız.
Egzersizler öncesinde, sırasında ve sonrasında bol su tüketmeyi ihmal etmeyin. Egzersiz sırasında eğer ağrı hissederseniz, başınız dönerse, nefesiniz kesilir ya da bulanık görmeye başlarsanız ve vajinal kanamada aniden artış olursa hemen egzersizleri kesin. Bunlar aşırıya kaçtığınızın belirtileridir.

Gerçekçi olun

Çoğu kadın doğumda ortalama 5 kg kaybeder. Bu 5 kg; bebek, plasenta ve boşalan sudan oluşmuştur. Doğumdan sonraki ilk haftada bir miktar daha kilo kaybedersiniz ki bu da çözülen ödemden kaynaklanır. Fakat gebelikte oluşan yağlar maalesef kaybolmazlar.Diyet ve egzersizle haftada yaklaşık 250 gr kaybedebilirsiniz. Bu şekilde 6 ay sonunda ya da biraz daha uzun sürede gebe kalmadan önceki kilonuza dönebilirsiniz. Tabii bu emzirip emzirmediğinize göre de bu değişecektir. Artık bir annesiniz ve sağlıklı bir hayat sürmeniz gerektiğini unutmayın.

DOĞUM SONRASI CİNSEL HAYAT

 

Doğum yaptıktan sonra cinsel ilişkiye girmek, aklınıza gelecek belki de son şeydir. Ancak tabii ki cinsel hayatınız devam edecek. Öncelikle vajinal akıntınızın ve güçsüzlüğünüzün geçmesi gereklidir.

Bebeğiniz Doğduktan Ne Kadar Süre Sonra Cinsel İlişkiye Girilebilir?
Normal doğum da yapsanız, sezaryen doğum da yapsanız vücudunuzun iyileşmek için zamana ihtiyacı olacaktır. Çoğu doktor doğumdan sonra 6 hafta beklemeyi uygun bulur. Bu süre içinde rahim ağzı kapanır, doğum sonu kanama biter ve dikiş atılan yerler iyileşir.
Fakat diğer önemli nokta da sizin kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Bazı kadınlar kendilerini birkaç haftada hazır hissederken diğerleri için bu süre daha fazla olabilir. Halsizlik, doğum sonu melankolisi gibi durumlar da cinsel hayatınızı etkileyecektir
Ağrılı Bir Durum Olacak Mı?
Vajinanız biraz daha kuru ve hassas olabilir, özellikle emziriyorsanız. Cinsel ilişki sırasında herhangi bir rahatsızlık hissettiğiniz anda yavaşlayın. Eşinize sarılın, öpüşün veya birbirinize masaj yapın. Bu tür uyarılarla daha rahat edeceksiniz. Eğer vajinal kuruluk yine devam ederse kayganlaştırıcı krem veya jellerden kullanabilirsiniz. Hassas bölgelerinize daha az basınç sağlayacak değişik pozisyonları deneyin. Eşinizle nelerin hoşunuza gidip nelerin gitmediğini paylaşın. Eğer yine de ağrılarınız devam ederse doktorunuza kontrole gidin.

Farklı Bir Şey Hissedilir Mi?
Birkaç sefer normal yoldan yapılan doğumlardan sonra, vajinadaki kasların gevşemesi nedeniyle, cinsel ilişki sırasında uyarılma azalabilir. Buradaki kasları güçlendirmek için Kegel egzersizleri yapılabilir.

Doğum Kontrolune Ne Zaman Başlamalı?
Tekrar hamile kalmak istemiyorsanız, emzirseniz bile uygun bir doğum kontrol yöntemine başlamalısınız. Prezervatif kullanabilirsiniz. Eğer doğum kotrol hapı kullanmak istiyorsanız süte geçmeyenlerden olmasına dikkat etmeniz gereklidir. Doktorunuz bu konuda size yardımcı olacaktır.

Cinselliğe İlginiz Azaldıysa...
Yeni doğmuş bir bebeğe bakmak oldukça zordur. O yüzden kendinizi sürekli yorgun hissetmeniz çok doğaldır. Canınız cinsel ilişki istemeyebilir. Fakat bu tamamen seks hayatınızı bitirdiğiniz anlamına gelmez. Eşinizle duygularınızı paylaşın. Canınız isteyene kadar diğer yollara(sarılma, öpüşme gibi) devam edin. Bebeğiniz olmadan, eşinizle vakit geçirin. Eğer tüm bunlara rağmen halen kendinizi kötü hissediyorsanız doktorunuza gidin.

ÇOĞUL GEBELİK TAKİBİ , DOĞUM VE SONRASI

  Yazdır E-posta

ImageÇoğul gebelikler bütün gebeliklerin yaklaşık %3'ünü oluşturur. Bunların çoğunlukları çift yumurta ikizi yaklaşık 1/250'si tek yumurta ikizidir. Bu oranlar ırklara etnik kökene göre değişebilmektedirler. Ailesinde özellikle annenin ikiz gebeliği olanlarda 35-40 yaş arasında gebeliklerde 2'den fazla doğumu  olanlarda, uzun boylu ve iyi beslenmeyenlerde, folik asit kullananlarda inferlitite tedavisi görenlerde daha sık görüldüğü çalışmalarla saptanmıştır. Tek bebeklere göre kız olma oranı çoğul gebelikte artmaktadır. Ultrasonografik olarak tek yumurta veya çift yumurta olduğu belirlemek zordur. Farklı cinsiyetteki ikizler hemen her zaman çift yumurtadır.

Genellikle tekiz gebeliğe göre annedeki değişiklikler daha fazladır. Sıklıkla bulantı ve kusma daha fazladır. Kandaki hücre sayıları ve hemoglobin düzeyleri daha düşük bulunur. Buna "fizyolojik kansızlık" denir. Demir ve vitamin ihtiyacı daha fazladır. Doğumdaki kan kaybı da daha fazla olmaktadır. Karın daha erken ve daha büyük hacmine ulaşacağından fiziksel rahatsızlık daha fazladır. Akciğerlerde baskı daha fazla olacağı için özellikle son üç ay bu gebeler için son derece zor geçer. Gebelik stresi ve anneye ait komplikasyon riski her zaman için daha fazladır. Düşük oranları daha yüksektir. Malformasyon riski daha fazladır. (%2 majör, %4 minör) Düşük kilolu doğum ve erken doğum karakteristikdir. Bebeklerin birinin diğerlerinden daha fazla kan olarak belirgin kilo ve gelişme farkıyla doğabileceği bilinmektedir. İkiden fazla olan bebeklerin 12 haftadan önce redüksiyon denilen işleme ikiz gebeliğe dönüştürülmesi önerilir.

Normalde 40 hafta süren gebelik süresi çoğul gebelikler için 38 hafta olarak kabul edilir. 38.haftadan sonra çoğul gebeliklerde kilo kaybı başlayabilir. Gebelik devam ederken bazen çoğul gebeliklerden biri veya daha fazlası anne karnında ölebilir. Böyle bir durum erken dönemde anne için önemli bir risk oluşturmazken daha ileriki aylarda annede pıhtılaşma bozukluğuna yol açabilir. Beslenme  günlük ihtiyacı vitamin, folik asit ihtiyacı gebelik sırasında artmıştır. Hipertansiyon görülme sıklığı % 15'e yükselir. Doppler ultrason, fetal monitör gibi testlerle gebelik daha yakın takip edilir. Erken doğumu engellemek için yatak istirahati önerilir. Akciğer geilişimi için kortizon tedavisi önerilir. Bebeklerin geliş pozisyonuna göre vajinal veya sezaryen doğumu hekim karar verecektir.

Çoğul gebelikler riskli gebelikler olduğu için mutlaka uzman bir hekim tarafından takip edilerek  yenidoğan yoğun bakım ünitesi bulunan bir hastanede doğum gerçekleştirilmelidir.  

 

ÇALIŞAN KADINLARDA GEBELİK RİSKLERİ SEKTÖRE GÖRE RİSK

  Yazdır E-posta

Ergonomik stres yapan faktörler: 3 saatten uzun süre ayakta kalınan işler. Erken doğum riskinde artışa neden oluyor. Günlük dinlenme periyotları bu riski azaltır.

Fiziksel Ajanlar :

  • Isı (38.9C ortamı) ---- Düşük doğumsal defektler özellikle sinir sistemi ile ilgili olan arter.

Radyasyon :  Etkisi  radyasyon dozu ve bunun süresi ile artar. Özellikle ilk üç ayın sonlarında ve ikinci üç ayın başlarında  duyarlılık yüksektir. Özellikle tıp, madencilik ve enerji santrallerinde maruz kalınır. Tüm vücut için belirlenen radyasyon limiti 5 rem.

Video, display terminalleri : Gebelik sırasında riskin arttığına dair hiçbir bulgu yoktur.

Kimyasal etkenler :  Solunum, cilt teması veya yutma ile ilgili.

  • Kuaförler :  Saç renklendiricileri ve boyaların veya perma yapan solüsyonları bu etkenlere daha az maruz kalmak için bu alanda çalışanların eldiven kullanarak korunmaları mümkündür.
  • Boyacılar ve Ressamlar : Boyaların içinde organik ve inorganik pigmentler kullanılabilir. Organik pigmentler benzen, tolüen gibi aromatik oranlar içerir. İnorganik pigmentlerde kurşun, civa, kalium gibi maddeler içerebilir.

Pil fabrikalarında çalışan işçiler bunlara maruz kalabilir. Uzmanlar özellikle inorganik kurşun üzerine yoğunlaşmışlardır. Kurşunu düşük, ölü doğum, sinir sistemi anormallikleri ve yeni doğanda ortopedik ve zihinsel sorunlar açısından riskin artırdığı saptanmıştır. Özellikle kurşuna maruz olan kadınların kan kurşun düzeyine bakılarak gebeliğe başlanması önerilir. Ayrıca organik hidrokarbonlara maruz kalanlarda zihinsel engelli ve santral sinir sistemi anomaliliği bebek riski artmaktadır. Boya, mürekkep, plastik üretimi ile ilgili sektörde çalışanlar risk atındadır. Böcek ve fare gibi zararlar için ilaç sektöründe çalışanlar.

DOĞUM SANCISI

DOĞUM SANCISI

Doğum yapmak doğal bir olaydır. Ancak her kadının buna dayanma gücü farklı olur. Ayrıca her doğum da birbirine benzemez. En doğru yaklaşım sizin özellikleriniz ve doğum sürecine göre karar vermek olacaktır. Doğum sancısını dindirmek için pek çok yol vardır. Gevşeme egzersizleri, nefes alma teknikleri ve değişik pozisyonlar yardımcı olur. Sırtınıza masaj rahatlatabilir. Sırtınıza uygulayacağınız soğuk veya sıcak kompresler de iyi gelebilir. Ayrıca ılık duş, rahatlatıcı müzik ve loş ışık da faydalı olacaktır. Doğum olayı ilerledikçe ve sancılar daha kuvvetli olmaya başladıkça ağrıları gidermek önemli hale gelir. Ağrı kesiler yardımcı olabilir. Epidural yani omurgadan yapılan uyuşturma işlemi de ağrı hissetmenizi engeller. Bu şekilde rahim kasılmaları engellenmez ancak kendinizi daha iyi hissedersiniz.
Ağrıyı azaltmak için yapılan işlemlerin her birinin hem yararı hem de zararı vardır. Gevşeme ve nefes alma teknikleri daha iyi hissetmenizi sağlar ancak ağrınız çok fazla azalmaz. Verilecek ağrı kesici ilaçlar kasılmalarınızın daha az ağrılı olmasını sağlar fakat sersemlik hissi ve  bulantıya yol açabilir ayrıca doğumu da yavaşlatabilir, bebeğinizi de etkileyebilir. Doğumunuzun nasıl olacağı önceden tahmin edilemez. Tahmin ettiğinizden de daha zor olabilir. Doğum sancılarına dayanabileceğinizi düşünürken, ağrılar başladığında fikriniz değişebilir. Planlanandan farklı şeyler yapılabilir. Unutmayın ki doğum olayı bir dayanıklılık testi değildir. Ağrılarınız giderilince sınıfta kalmazsınız. Ancak kesin olan şey bu konuda ne kadar bilgili olursanız, o kadar, ağrılara karşı hazırlıklı olursunuz.
Ağrınızı azaltmada kullanılacak yöntemle ilgili olarak düşünülmesi gereken noktalar şunlardır;
  • Bu yöntem ağrıyı nasıl azaltıyor?
  • Beni etkileyecek mi? Yürümemi engeleyecek bir durum yaratır mı? Sürekli yatmam gerekir mi?
  • Bebeğimi nasıl etkiler?
  • Muhtemel yan etkiler neler olabilir?
  • Ne kadar sürede etki gösterir?
  • Etkisi ne kadar sürer?
  • Başka yöntemlerle beraber kullanılabilir mi?
  • Doğum başladığında uygulanabilir mi?
  • Eğer etkili olmazsa ne olur?
Unutmayın, doğum esnasında ağrınızın azaltılmasını isteyebilirsiniz. Doktorunuz,sizin için en uygun olan yöntemi seçerek uygulayacaktır.

AMNİYOSENTEZ

  Yazdır E-posta
Doğum öncesi yapılan testlerden bir tanesi olan amniyosentez, bebeğinizin sağlığı ile ilgili önemli bilgiler sağlar. Fakat bunun gibi zor testleri yaptırmaya karar vermeden önce ciddi olarak düşünmek gereklidir. Eğer amniyosentez yapılmasına karar verildiyse bilmeniz gerekenleri burada anlatacağız.
Amniyosentez Nedir?
Gebelik sırasında yapılan ve bebeğinizin genetik sorunlarını veya bebeğinizin akciğer gelişimini tespit etmeye yarayan bir testtir. Doktorunuz ince bir iğne ile rahminize girerek, bebeğinizin çevresini saran ve koruyan amniyon sıvısından örnek alır. Bu sıvıda bebeğinize ait hücreler ve onun ürettiği değişik kimyasal maddeler bulunur. Bu hücrelerin genetik yapısı ve kromozomları ile amniyon sıvısının kimyasal yapısı incelenerek başta Down sendromu olmak üzere pek çok anomali tespit edilebilir. Ayrıca bebeğinizin akciğerlerinin, doğması için yeterli gelişmeyi sağlayıp sağlamadığı da anlaşılacaktır.

Amniyosentez Kimlere Yapılması Gerekir?
Genetik amniyosentez özellikle 35 yaş üzeri gebelerde ve bebeğinde kromozom anomalisi açısından riski yüksek olan gebelerde önerilir. Diğer durumları ise şöyle sıralayabiliriz;
  • Daha önceki gebeliğinde bebeğinde kromozomal anomali veya nöral tüp defekti olması
  • Gebelik sırasında yapılan testlerde anormal sonuç görülmesi
  • Ailede santral sinir sistemi bozukluğu, Down sendromu veya diğer genetik bozukluklardan birinin olması
  • Bebeğinizin akciğerlerinin doğum için gelişimini tamamlayıp tamamlamadığını anlamak için yapılan olgunluk amniyosentezi ise, anne açısından erken doğumun gerekli olduğu durumlarda yapılır.

Amniyosentez Ne Zaman Yapılır?
Genetik amniyosentez genelde gebeliğin 15. haftasından sonra yapılır. Bu dönemde bebeğin zarları artık iyice gelişmiştir ve güvenli bir şekilde amniyotik sıvıdan örnek alınabilir. Olgunluk amniyosentezi ise daha çok gebeliğin 36. haftasından sonra yapılır.

Amniyosentez Sırasında Neler Yapılır?
Amniyosentez, muayenehane şartlarında yapılabilen bir işlemdir. Doktorunuz, bebeğinizin rahimdeki yerini tam olarak tespit etmek için ultrasound kullanacaktır. Karnınız antiseptik bir madde ile temizlendikten sonra ultrasound eşliğinde ince bir iğne rahminize doğru ilerletilecektir. Enjektör ile yaklaşık 2-4 çay kaşığı kadar amniyon sıvısı çekildikten sonra iğne geri çekilecektir. Bebeğiniz bu alınan miktarı kısa sürede yerine koyacaktır.
İğnenin cildinizden girişini hissedeceksinizdir. Çoğu kadın, iğne rahme gidene kadar hafif kramp da hisseder.

Test Sonucu Ne zaman Belli Olur?
Amniyon sıvısının tetkiki laboratuarda yapılır. Genetik analiz için bazı sonuçlar birkaç gün içinde belli olur.  Ancak genelde yapılan testlerin sonucu yaklaşık iki hafta sürer. Olgunluk amniyosentezinin sonucu ise birkaç saatte çıkar.

Amniyosentez İle Neler Ortaya Çıkarılabilir?
Genetik amniyosentez ile Down sendromu gibi kromozomal anomalileri ve bazı genetik sorunları tespit edebiliriz. Orak hücre anemisi, hemofili ve kistik fibrozis gibi hastalıkların da teşhisi konabilir. Daha az sıklıkta rahim iltihabı ve Rh uyuşmazlıkları için de amniyosentez yapılabilir.
Bebeğinizin akciğerlerinden üretilen maddelere bakılarak yapılan olgunluk amniyosentezi ile bebeğinizin nefes alıp vermeye hazır olup olmadığı anlaşılır.

Sonuçların Doğruluk Payı Nedir?
Down sendromu gibi genetik bozukluklar tam olarak anlaşılır. Ancak bütün doğumsal bozukluklar, kalp hastalıkları, yumru ayak, yarık dudak ve yarık damak gibi bozukluklar tespit edilemez.
Olgunluk amniyosentezi ise akciğerlerin olgunlaşmasını %1 den daha az yanlışlıkla tespit eder.

Riskleri Nelerdir?
Amniyosentez bir takım riskleri de taşır. Şunlardır;
Düşük. Amniyotik kesenin yırtılması sonucu düşük olma ihtimali vardır, ancak çok ufak bir orandır. Düşük riskinin yüksek olduğu dönem, bebeğe ait zarların tam olarak kapanmadığı, gebeliğin erken dönemleridir. Daha sonra bu risk azalır. Gerçekten de 2006 yılında yapılan bir çalışmada ikinci üç aylık dönemde amniyosentez yapılan gebelerle yapılmayanlar arasında düşük açısından bir fark bulunmamıştır. Gebeliğin geç döneminde bebeğin akciğer gelişimi açısından yapılan amniyosentezlerde ise kesenin yırtılması çok önemli değildir. Çünkü zaten bu dönemde güvenli doğum da yaklaşmıştır.
Rh Uyuşmazlığı. . Eğer kanınız Rh negatif ise ve bebeğinizin kanı Rh pozitifse, amniyosentez sırasında nadiren bebeğin kan hücreleri annenin kan akımına karışır, amniyosentezin ardından Rh immünglobulini denen ilaçtan verilmesi gerekir.
Enjektör Yaralanması. Amniyosentez sırasında bebeğiniz kolunu veya bacağını oynatarak iğnenin önüne geçebilir. Ancak ciddi yaralanmalar oldukça nadirdir.
Diğer Sorunlar. Amniyosentezin ardından kramp olması mümkündür. %3 kadında hafif bir vajinal kanama görülebilir. %1 kadının bebeğinde ortopedik sorunlara yol açabilen vajinadan amniyotik sıvı sızıntısı gelişebilir. Enfeksiyon gelişmesi çok nadirdir ancak amniyosentezin ardından ateş geliştiyse hemen doktorunuza haber vermelisiniz.
Genetik amniyosentezin sonucu, gebeliğinizin devamını etkileyecek önemli bir sonuçtur. Her ne kadar doktorunuz size yardımcı olsa da asıl kararı verecek olan siz ve eşinizdir.

Genetik Amniyosentezden Sonra Ne Olacak?
Amniyosentez sonucu, genelde sizi rahatlatacak şekilde normal çıkacaktır. Fakat bebeğinizde, tedavisi olmayan kromozom anomalisi veya genetik bozukluk çıkarsa sizin için zor bir karar verme süreci başlayacaktır. Bu zor süre içinde gebeliğinizi sonlandırmaya karar vermede doktorunuz, eşiniz ve sevdikleriniz yardımcı olacaklardır.

AMNİYON SIVISI (GEBELİK KESESİ SUYU)

AMNİYON SIVISI (GEBELİK KESESİ SUYU) Yazdır E-posta

Amnion sıvısı, bebeğinizi saran kesenin içini doldurur ve onun pek çok önemli görevi vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  • Bebeğinizi, bir yastık gibi destekleyerek, travmalardan korur.
  • Bebeğinize oksijen sağlayan göbek kordonuna basınç olmasını önleyerek yeterli oksijen gelmesini sağlar.
  • Rahim içinde uygun bir ısı olmasını sağlar.
  • Enfeksiyonlardan korur.
  • Bebeğinizin kas ve kemik gelişiminin yeterli olması için, gerekli hareket alanına izin verir.
  • Bebeğinizin sindirim sistemi ve akciğerlerinin gelişmesine yardımcı olacak yutma ve nefes alma fonksiyonlarının yapılmasını kolaylaştırır.
Amnion Sıvısı Nasıl Oluşur?

Gebeliğinizin ilk 14 haftası boyunca sizin kan dolaşımızdan, gebelik kesesine sıvı geçişi olur. İkinci üç aylık dönemin başlarında bebeğiniz sıvıyı yutmaya başlar ve böbreklerinden süzülüp, idrar olarak atılır. Daha sonra tekrar bu sıvıyı yutarak, her birkaç saat sürede amnion sıvısı tamamen dolaşmış olur. Bu demektir ki artık sıvının büyük kısmı, bebeğinizin idrarıdır.

Artık bebeğiniz, gebelik kesesinde yeterli miktarda sıvı bulunmasında önemli bir görev alır. Bazen bu sistem bozulabilir. Sıvıda azalma veya artmayla sonuçlanan bu bozulmalar başka problemlere de neden olabilir.

 

Amnion Sıvısı Ne Kadar Olmalıdır?

Normal şartlarda amnion sıvısı, son üç aylık döneme girinceye kadar artar. 34. haftada en üst seviyede olur. Daha sonra bu, yavaş yavaş doğuma kadar azalır.

Gebeliğinizin herhangi bir döneminde çok az amnion sıvısı olursa buna “oligohidroamnioz” adı verilir. Normalden fazla amnion sıvısı olursa da “hidroamnioz veya polihidroamnioz” denir.

 

Amnion Sıvısının Düşük Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Eğer bebeğinizin hareketlerini fazla hissetmiyorsanız, gebelik haftasına göre karnınız daha küçük ise bundan şüphelenebilirsiniz. Ayrıca daha önceki bebeğinizde gelişme geriliği olduysa, yüksek tansiyon hastalığınız, şeker hastalığınız varsa veya doğum tarihiniz geldiği halde doğumunuz gerçekleşmediyse amnion sıvısında azalma olup olmadığına bakılmalıdır. Ultrasonografi ile amnion sıvısının ölçümü yapılarak bu anlaşılabilir.

 

Oligohidroamnioz Neden Olur?

Uzmanlar halen bunun nedenini tam olarak açıklayamamaktadır. Özellikle son üç aylık dönemdeki doğumu geciken kadınlarda oldukça sık görülür. Gebeliğinizin ne kadar sonunda olursa, bebeğiniz için o kadar iyidir.

En sık rastlanan nedenler şöyledir;

Gebelik kesesindeki küçük bir yırtık, sızıntı şeklinde sıvı kaybına neden olur. Bu durum gebeliğin herhangi bir döneminde gelişebilir. Ancak doğuma yakın dönemde daha sık olur. İç çamaşırınızın ıslanmasıyla bunu farkedebilirsiniz ya da doktorunuz bunu muayene sırasında tespit eder. Gebelik kesesindeki yırtık, hem sizin hem de bebeğinizin enfeksiyon riskini artırabilir. Çünkü mikropların girişi için açık bir yer olacaktır. Gebelik kesesindeki bu yırtık nadiren kendiliğinden kapanıp, sızıntı durabilir. Bu durumda amnion sıvısı da normale döner. Amniosentezin ardından gelişen sızıntılarda genelde bu olur.

Plazentanın erken ayrılması gibi problemlerde bebeğiniz yeterince kan ve besin maddesi alamayacağı için sıvı üretimi de durur.

Yüksek tansiyon, preeklampsi ve şeker hastalığı gibi bir takım hastalıklarda da amnion sıvısında azalma görülür.

Eğer ikiz veya çoğul gebelik varsa amnion sıvısının az olma riski de vardır. Ayrıca ikizlerden birisinde sıvı azalması olurken, diğerinde ise sıvı artışı olabilir.

Gebeliğinizin ilk veya ikinci üç aylık dönemlerinde amnion sıvısında azalma tespit edilirse bebeğinizde doğumsal anomali ihtimali var demektir. Bebeğinizin böbrekleri yeterince gelişmemiş olabilir veya idrar yolunda bir tıkanıklık nedeniyle yeterince idrar çıkaramaz. Ayrıca doğuştan kalp hastalıklarının bir kısmı da bu probleme neden olabilirler.

 

Teşhis Konduktan Sonra Ne Yapmalı?

Amnion sıvısında azalma tespit edildiyse doktorunuz bebeğinizin gelişiminin normal olup olmadığını anlayabilmek için yakın takibe alacaktır. Ancak tabii ki, her gebe ve bebeğin durumu farklı olacağı için, takiplerin durumu da kişiden kişiye değişecektir.

Doğum tarihiniz yakınsa indüksiyonla doğum başlatılabilir.

Sık ultrasonografi takibi yapılır. Non stres testi, doppler ultrasonografi ve başka testler de yapılır.

Bol su içmeniz tavsiye edilir. Bebeğinizin hareketlerini saymanız istenir ve hareketlerinde azalma hissederseniz hemen doktorunuza haber vermeniz önemlidir.

Düşük amnion sıvısı doğum sırasında yaşanabilecek riskleri de artırır. Bebeğinizin hareketlerinde azalma ve rahim kasılmalarıyla göbek kordonunda baskı oluşmasına neden olur. Doğum olayı başladıktan sonra doktorunuz bir kateter yardımıyla rahim ağzından serum fizyolojik vererek bu baskının azalmasına çalışır. Eğer normal doğum yapılması uygun olmazsa sezaryen doğum tavsiye edilebilir.

 

Amnion Sıvısının Fazla Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Hidroamnioz durumu gebeliklerin %1 inde rastlanır. Eğer rahminiz gerektiğinden daha fazla büyüyorsa, doktorunuz bundan şüphelenebilir. Ayrıca siz de karnınızda rahatsızlık hissi, artmış bel ağrısı, nefes darlığı ile ayak ve ayak bileğinizde aşırı ödemden şikayet edebilirsiniz. Bu durumda doktorunuz size ultrasound tetkiki yaptıracaktır. Ultrasonografide yapılan ölçümler sonucu amnion sıvısının fazla olup olmadığı anlaşılacaktır.

 

Hidroamnioz Neden Olur?

Özellikle hafif hidroamniozların nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak daha ciddi vakalardaki nedenler genelde şunlardır;

Şeker hastalığı. Eğer şeker hastalığınız var ve düzgün tedavi görmüyorsanız hidroamnioz gelişme riski yüksektir. Şeker hastası olan gebelerin %10 unda, özellikle son üç aylık dönemde, hidroamnioz tanısı konur.

İkiz veya çoğul gebelik olması. Eğer ikiz veya çoğul gebelik varsa amnion sıvısının fazla olma riskiniz var demektir. Özellikle ikizlerden birbirine geçiş varsa birinde amnion sıvısında azalma, diğerinde artma görülür.

Fetal anormallikler. Nadiren bebekte yutmayı durduran, yuttuğundan daha fazla idrar çıkarmasına neden olan bir problem gelişebilir. Sindirim sisteminde darlık, tıkanıklık, yarık dudak veya damak da bu duruma neden olabilir.

Fetal kansızlık. Daha az vakada hidroamniozun nedeni, Rh uyuşmazlığından dolayı gelişen kansızlık veya beşinci hastalık gibi bir enfeksiyon olabilir. Her iki durumda da rahim içine kan nakliyle tedavi yapılabilir.

 

Hidroamnioz Teşhisi Konduktan Sonra Ne Yapılır?

Teşhis konduktan sonra herhangi bir anormalliği atlamamak için ayrıntılı ultrasonografi yapılır. Genetik bozukluk varlığını tespit etmek için amniosentez yapılır. Ayrıca düzenli olarak non stes testi ve ultrasound tetkiki de bebeğin gelişimini takip etmek ve erken doğum ihtimali için yapılır. Bu ana kadar gebelik şekeri için tahlil yapılmadıysa artık yapılması gereklidir.

Doğum sırasında da dikkatli takip edilmeniz gereklidir. Amnion sıvısının fazlalığı nedeniyle göbek kordonunun, rahim ağzından sarkma ihtimali vardır. Suyunuz geldiğinde ise plazentanın erken ayrılma riski de olur. Her iki durumda da acil sezaryen doğum yapılması gereklidir.

Doğum sonu kanama riski de artmıştır. Aşırı gerili olan rahim kasları yeterince kasılamaz ve kanama uzayabilir. Bu açıdan da takip yapılması önemlidir.

AMNİYOSENTEZ

  Yazdır E-posta
Doğum öncesi yapılan testlerden bir tanesi olan amniyosentez, bebeğinizin sağlığı ile ilgili önemli bilgiler sağlar. Fakat bunun gibi zor testleri yaptırmaya karar vermeden önce ciddi olarak düşünmek gereklidir. Eğer amniyosentez yapılmasına karar verildiyse bilmeniz gerekenleri burada anlatacağız.

Amniyosentez Nedir?
Gebelik sırasında yapılan ve bebeğinizin genetik sorunlarını veya bebeğinizin akciğer gelişimini tespit etmeye yarayan bir testtir. Doktorunuz ince bir iğne ile rahminize girerek, bebeğinizin çevresini saran ve koruyan amniyon sıvısından örnek alır. Bu sıvıda bebeğinize ait hücreler ve onun ürettiği değişik kimyasal maddeler bulunur. Bu hücrelerin genetik yapısı ve kromozomları ile amniyon sıvısının kimyasal yapısı incelenerek başta Down sendromu olmak üzere pek çok anomali tespit edilebilir. Ayrıca bebeğinizin akciğerlerinin, doğması için yeterli gelişmeyi sağlayıp sağlamadığı da anlaşılacaktır.

Amniyosentez Kimlere Yapılması Gerekir?
Genetik amniyosentez özellikle 35 yaş üzeri gebelerde ve bebeğinde kromozom anomalisi açısından riski yüksek olan gebelerde önerilir. Diğer durumları ise şöyle sıralayabiliriz;
  • Daha önceki gebeliğinde bebeğinde kromozomal anomali veya nöral tüp defekti olması
  • Gebelik sırasında yapılan testlerde anormal sonuç görülmesi
  • Ailede santral sinir sistemi bozukluğu, Down sendromu veya diğer genetik bozukluklardan birinin olması
  • Bebeğinizin akciğerlerinin doğum için gelişimini tamamlayıp tamamlamadığını anlamak için yapılan olgunluk amniyosentezi ise, anne açısından erken doğumun gerekli olduğu durumlarda yapılır.

Amniyosentez Ne Zaman Yapılır?
Genetik amniyosentez genelde gebeliğin 15. haftasından sonra yapılır. Bu dönemde bebeğin zarları artık iyice gelişmiştir ve güvenli bir şekilde amniyotik sıvıdan örnek alınabilir. Olgunluk amniyosentezi ise daha çok gebeliğin 36. haftasından sonra yapılır.

Amniyosentez Sırasında Neler Yapılır?
Amniyosentez, muayenehane şartlarında yapılabilen bir işlemdir. Doktorunuz, bebeğinizin rahimdeki yerini tam olarak tespit etmek için ultrasound kullanacaktır. Karnınız antiseptik bir madde ile temizlendikten sonra ultrasound eşliğinde ince bir iğne rahminize doğru ilerletilecektir. Enjektör ile yaklaşık 2-4 çay kaşığı kadar amniyon sıvısı çekildikten sonra iğne geri çekilecektir. Bebeğiniz bu alınan miktarı kısa sürede yerine koyacaktır.
İğnenin cildinizden girişini hissedeceksinizdir. Çoğu kadın, iğne rahme gidene kadar hafif kramp da hisseder.

Test Sonucu Ne zaman Belli Olur?
Amniyon sıvısının tetkiki laboratuarda yapılır. Genetik analiz için bazı sonuçlar birkaç gün içinde belli olur.  Ancak genelde yapılan testlerin sonucu yaklaşık iki hafta sürer. Olgunluk amniyosentezinin sonucu ise birkaç saatte çıkar.
Amniyosentez İle Neler Ortaya Çıkarılabilir?
Genetik amniyosentez ile Down sendromu gibi kromozomal anomalileri ve bazı genetik sorunları tespit edebiliriz. Orak hücre anemisi, hemofili ve kistik fibrozis gibi hastalıkların da teşhisi konabilir. Daha az sıklıkta rahim iltihabı ve Rh uyuşmazlıkları için de amniyosentez yapılabilir.
Bebeğinizin akciğerlerinden üretilen maddelere bakılarak yapılan olgunluk amniyosentezi ile bebeğinizin nefes alıp vermeye hazır olup olmadığı anlaşılır.


Sonuçların Doğruluk Payı Nedir?
Down sendromu gibi genetik bozukluklar tam olarak anlaşılır. Ancak bütün doğumsal bozukluklar, kalp hastalıkları, yumru ayak, yarık dudak ve yarık damak gibi bozukluklar tespit edilemez.
Olgunluk amniyosentezi ise akciğerlerin olgunlaşmasını %1 den daha az yanlışlıkla tespit eder.

Riskleri Nelerdir?
Amniyosentez bir takım riskleri de taşır. Şunlardır;
Düşük. Amniyotik kesenin yırtılması sonucu düşük olma ihtimali vardır, ancak çok ufak bir orandır. Düşük riskinin yüksek olduğu dönem, bebeğe ait zarların tam olarak kapanmadığı, gebeliğin erken dönemleridir. Daha sonra bu risk azalır. Gerçekten de 2006 yılında yapılan bir çalışmada ikinci üç aylık dönemde amniyosentez yapılan gebelerle yapılmayanlar arasında düşük açısından bir fark bulunmamıştır. Gebeliğin geç döneminde bebeğin akciğer gelişimi açısından yapılan amniyosentezlerde ise kesenin yırtılması çok önemli değildir. Çünkü zaten bu dönemde güvenli doğum da yaklaşmıştır.
Rh Uyuşmazlığı. . Eğer kanınız Rh negatif ise ve bebeğinizin kanı Rh pozitifse, amniyosentez sırasında nadiren bebeğin kan hücreleri annenin kan akımına karışır, amniyosentezin ardından Rh immünglobulini denen ilaçtan verilmesi gerekir.
Enjektör Yaralanması. Amniyosentez sırasında bebeğiniz kolunu veya bacağını oynatarak iğnenin önüne geçebilir. Ancak ciddi yaralanmalar oldukça nadirdir.
Diğer Sorunlar. Amniyosentezin ardından kramp olması mümkündür. %3 kadında hafif bir vajinal kanama görülebilir. %1 kadının bebeğinde ortopedik sorunlara yol açabilen vajinadan amniyotik sıvı sızıntısı gelişebilir. Enfeksiyon gelişmesi çok nadirdir ancak amniyosentezin ardından ateş geliştiyse hemen doktorunuza haber vermelisiniz.
Genetik amniyosentezin sonucu, gebeliğinizin devamını etkileyecek önemli bir sonuçtur. Her ne kadar doktorunuz size yardımcı olsa da asıl kararı verecek olan siz ve eşinizdir.

Genetik Amniyosentezden Sonra Ne Olacak?
Amniyosentez sonucu, genelde sizi rahatlatacak şekilde normal çıkacaktır. Fakat bebeğinizde, tedavisi olmayan kromozom anomalisi veya genetik bozukluk çıkarsa sizin için zor bir karar verme süreci başlayacaktır. Bu zor süre içinde gebeliğinizi sonlandırmaya karar vermede doktorunuz, eşiniz ve sevdikleriniz yardımcı olacaklardır.
Tıbbi Sorumluluk Reddi / Yasal Uyarı Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.